Error: Your upload path is not valid or does not exist: /home/u9731914/oriondenetim.com/wp-content/uploads https://oriondenetim.com/ Tue, 22 Oct 2019 09:49:02 +0000 tr hourly 1 Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları Oran Analiz Yöntemiyle Karşılaştırılması https://oriondenetim.com/turkiyede-buyuksehir-belediyelerinin-mali-yapilari-ve-butce-surdurulebilirliklerinin-oran-analiz-yontemiyle-karsilastirilmasi/ Tue, 22 Oct 2019 09:39:12 +0000 http://oriondenetim.com/?p=786  Ö z Bu çalışmada, özel sektör kuruluşlarında etkili bir şekilde kullanılan ve finansal bilgi kullanıcılarının kararlarına yön veren mali tablo oran analiz teknikleri, Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinin mali tablolarına uygulanarak, büyükşehir belediyelerinin mali yapı ve bütçe sürdürülebilirliklerinin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmada, … Daha Fazlasını Oku

The post Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları Oran Analiz Yöntemiyle Karşılaştırılması appeared first on .

]]>
 Ö z

Bu çalışmada, özel sektör kuruluşlarında etkili bir şekilde kullanılan ve finansal bilgi kullanıcılarının kararlarına yön veren mali tablo oran analiz teknikleri, Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinin mali tablolarına uygulanarak, büyükşehir belediyelerinin mali yapı ve bütçe sürdürülebilirliklerinin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmada, Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin 2014-2017 dönemi bilançoları analiz edilmiştir. Analizin 2014 yılından başlanılarak yapılmasının nedeni, 2014 yılında yapılan mahalli idareler seçimleriyle 6360 Sayılı Kanunun fiilen yürürlüğe girmesi ve büyükşehir belediyelerinin görev alanlarının illerin mülki sınırlarına genişlemesidir. Çalışmada dört mali dönem seçilerek oran analizi ile birlikte trend analizi de yapılmıştır. Sonuç olarak, 30 büyükşehir içinde sadece Diyarbakır, Aydın, Denizli ve Muğla Büyükşehir Belediyelerinin güçlü, diğer büyükşehir belediyelerinin mali durumlarının ve borç ödeme gücünün zayıf olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, ülkemizdeki büyükşehir belediyelerinin mali durumlarının ve bütçe sürdürülebilirliklerinin zayıf olduğu görülmüştür. Çalışmada özel sektör tarafından etkin bir şekilde kullanılan mali analiz tekniklerinin kamu kurumlarında da kullanılabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Bu analizlerin kamu kuruluşlarında da yapılmasının, kamu kaynaklarının etkili, verimli, ekonomik kullanılmasına katkı sunacağı düşünülmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Bütçe Sürdürülebilirliği, Mali Analiz, Büyükşehir Belediyesi.

JEL Sınıflandırması: H72, H74, M40

COMPARISION WITH THE RATIO ANALYSIS METHOD THEFINANCIAL STRUCTURES AND BUDGET SUSTAINABILITIY OF THE METROPOLITAN MUNICIPALITIES IN TURKEY

 

Abstract

In this study, comparative analysis of the financial structure and budget sustainability of the metropolitan municipalities was conducted by applying the financial statement ratio analysis techniques that are used effectively in private sector organizations and direct the decisions of financial information users to the financial statements of the metropolitan municipalities in Turkey. In this study, the balances of the period 2014-2017 of the metropolitan municipalities in Turkey were analyzed. The reason why the analysis was started in 2014 is that the effectiveness of the Law No. 6360 with the Local Administrations elections held in 2014, and the expansion of the jurisdictions of the metropolitan municipalities to the territorial boundaries of the provinces. In the study, four financial periods were selected and together with the ratio analysis, trend analysis was conducted. As a result, within the 30 metropolitan, only Diyarbakır, Aydın, Denizli and Muğla Metropolitan Municipalities were found to be strong, while the financial status and the solvency of other metropolitan municipalities were weak. When evaluated in general terms, it is seen that the financial conditions and budget sustainability of the metropolitan municipalities in our country are weak.In this study, it has been tried to show that financial analysis techniques used effectively by the private sector can also be used in public institutions. It is thought that, if this analyzes will carried out in public institutions, they will contribute to an effective, efficient and economical use of public resources.

 

Keywords: Budget Sustainability, Financial Analysis, MetropolitanMunicipality.

JEL Classification: H72, H74, M40

 

 

 

 

 

1Doç. Dr. Akdeniz Üniversitesi, İİBF Maliye Bölümü, euzunali@akdeniz.edu.tr, ORCİD: 0000-0002-7610-1567

2Öğr. Gör. Akdeniz Üniversitesi, SBMYO, halitgormez@akdeniz.edu.tr, ORCİD: 0000-0003-4439-2969

 

DOI: 10.18092/ulikidince.549210 Makalenin Geliş Tarihi (Recieved Date): 04-04-2019 Yayına Kabul Tarihi (Acceptance Date): 18-07-2019

 

 

1.  Giriş

Günümüzde özel sektör kuruluşlarının birçoğunun sermayesi, pek çok devletin bütçe büyüklüğünden ve hatta gayri safi milli gelirinden daha fazladır. Bu kadar büyük sermayeli özel sektör kuruluşları profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmektedirler. Demokratik devletlerde de vergi ödeyicilerin gelirleri seçilmiş meclisin kararları çerçevesinde seçilmişler ve bürokrat denilen profesyonel yöneticiler tarafından yönetilir. Gelirin ya da sermayenin, gelir ya da sermaye sahibi kişiler dışında profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesi, mali yapı ve bütçe performansının standart teknikler kullanılarak oluşturulmasını ve denetlenmesini gerekli ve zorunlu kılar.

Özel sektörde, sahipler ile profesyonel yöneticiler arasındaki yöneten yönetici ilişkisinin sağlıklı ve güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için bütçe, muhasebe, raporlama ve denetim standartları gibi yönetim araçlarından faydalanılmaktadır. Özel sektör kuruluşları, mali yapılarının raporlanmasında ve yorumlanmasında çok çeşitli mali analiz teknikleri kullanmaktadır. Bu teknikler sonucu elde edilen bilgiler hisse sahipleri başta olmak üzere, devlet, kredi kuruluşları, tedarikçiler, ortaklar, üst yönetim, çalışanlar, yatırımcılar gibi pek çok bilgi kullanıcıları tarafından değerlendirilmekte ve ekonomik kararlarında bu bilgilerden yoğun şekilde faydalanmaktadırlar. Bu sayede bilgi kullanıcıları, daha objektif karar almakta, oluşabilecek riskleri minimize etmektedirler. Mali analiz, kuruluşun mali durumu ve faaliyet performansının değerlendirilmesine katkı sağlamanın yanında, geleceğe yönelik tahminler yapılmasına, planlar hazırlanmasına, izlenecek politika ve stratejilerin belirlenmesine de ışık tutar.

Özel sektör kuruluşları tarafından yoğun olarak kullanılan analiz tekniklerinin kamu kuruluşlarında da yaygın olarak kullanılmasının, en büyük kuruluş olan devletin yönetim performansına da katkı sunacağı açıktır. Kamu maliyesinin amaçlarının gerçekleştirebilmesi için sadece kaynakların yürürlükteki hukuk kurallarına uygun olarak kullanılması yeterli değildir. Aynı zamanda bu kaynakların etkin, ekonomik ve verimli kullanılması da gereklidir. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılması için mali işlemlerin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve mali kontrolü üzerinde durulmaktadır. Bu Kanunda, kamu kuruluşlarının mali yapı ve bütçe yönetiminde benimsemiş olduğu ilkeler pek çok açıdan özel sektör kuruluşlarının yönetim ilkeleriyle paralellik göstermektedir. Genel Devlet kapsamındaki kuruluşlar için bütçe, muhasebe, raporlama ve denetim standartları getirilmesi ve hatta bu standartların ilişkide bulunulan ülke standartlarıyla benzer uygulaması bunun bir göstergesidir.

Küresel piyasa koşulları kuruluşları daha da rekabetçi olmaya zorlamakta, rekabetin sürdürülebilirliği için mali yapının da güçlü olması gerekmektedir. Bu durum, üniter yapıya sahip ülkelerde kanun çıkarma yetkisine haiz olmayan yerel kamu kuruluşları için de geçerlidir. Yerel düzeyde faaliyet gösteren ve büyük bütçelere sahip olan kamu kuruluşları olan büyükşehir belediyeleri merkezi idare gibi kanun çıkararak vergi vb. gelirlerini arttıramaz. Bu nedenle, yerel kamu idareleri gelir tahminleri kısıtına göre gider bütçelerini yapmak durumundadırlar. Ayrıca, Türkiye’de her zaman merkezi hükümeti yöneten parti ile büyükşehir belediye yönetimleri aynı partiden de olmayabilir. Yerel yönetimler merkezi yönetim tarafından çıkarılmış kanunlara göre mali yapı ve bütçelerini yönetmek durumdadırlar.

Günümüz Türkiye’si kamu mali yönetimi anlayışında, özel sektör kuruluşları yönetiminde de benimsenen, stratejik planlamaya dayalı bütçe yönetimi ile birlikte, hizmette verimlilik, kalite ve etkinliğin arttırılması amaçlanmakta, çalışanlara performanslarına göre ücret verilmesi anlayışı uygulamada gittikçe yaygınlaşmaktadır. Karar organları seçimle belirlenen ve demokratik hayatın önemli bir parçası olan büyükşehir belediye yönetimleri içinde rekabet kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü tüm büyükşehir belediyelerinin mali yapısını oluşturan gelir ve gider kaynakları aynı ortak mevzuata göre belirlenmekte ve büyükşehir belediye başkanlarının karşılaştırmalı

 

 

değerlendirilmeleri, kendilerini yeniden seçme ya da seçmeme gücüne sahip kamuoyu tarafından yapılmaktadır.

5018 Sayılı Kanun, kamu mali yönetiminin yasalara uygunluk yanında, etkinlik ve verimliliğin sağlanmasını ve bunların olup olmadığının denetlenebilmesi için raporlama ve analizlerin yapılmasını da gerektirmektedir. Özel sektör kuruluşları bütçe sürdürülebilirliği, mali yeterlilik ve borç ödeme gücü gibi göstergeleri hesaplayabilmek için mali analiz tekniklerini sürekli uygulamakta ve uygulama sonuçları alacakları kararlara yön vermektedir. Bu çalışmada, özel sektör kuruluşlarının kullandıkları bu yöntem Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesi için test edilmiştir.

Bu çalışmanın amacı, özel sektör performans bütçe sisteminin kamu sektörü tarafından da yaygın kullanılmasına katkı sağlamak, özel sektör mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik analizlerinin kamu kuruluşlarınca da kullanılabileceğine, gerek literatür ve gerekse bürokrasi ve politikacılar açısından daha fazla dikkat çekmek ve bu alandaki çalışmaların geliştirilmesine katkıda bulunmaktır.Bunun için çalışmada, Türkiye’de kamu kesimini oluşturan kurumlardan biri olan büyükşehir belediyelerinin tamamının mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlikleri, mali analiz teknikleriyle karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada ülkemizdeki tüm büyükşehirlerin 2014-2017 dönemini kapsayan 4 yıllık mali durum tablosu olan bilançoları oran analiz tekniğiyle dinamik olarak incelenmiştir. Çalışmanın 2014 yılından başlatılmasının nedeni bu yılda yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunla büyükşehir sayısının 30’a ulaşması ve büyükşehir hizmet alanlarının ilin tüm mülki sınırlarına genişletilmesidir.

Çalışmada, önce Türkiye’deki büyükşehir belediyeciliği hakkında kısa bilgi verilmiş, kullanılan oran analiz teknikleri ve mali durum tablosu (bilanço) hakkında genel bilgiler verildikten sonra Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin mali tablo oran analizleri birbirleriyle karşılaştırmalı olarak yapılmış ve bütçe sürdürülebilirlikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.

2.  Literatür Özeti

Sözlük anlamı “iki ya da daha çok şey arasındaki karşılıklı tutarlılık, uygunluk” (Türk Dil Kurumu) olan oran kavramı, literatürde Milattan yaklaşık 300 yıl önce Öklid’in “Elementler” kitabında oranların özelliklerini analiz etmesiyle kullanılmaya başlanmış olduğu genellikle kabul gören bir durumdur. Elementler kitabında bazı oranların daha kabul edilebilir olduğu ortaya konulmuştur. Mimari ve sanatta bu makbul oran altın oran1 olarak nitelendirilmekte ve kullanılmaktadır. Mali durum analizlerinde ise oranların kullanılmasının ilk izleri 19. Yüzyılda Amerika Birleşik Devletlerinde şirketleşmelerde kurumsallaşmanın başlamasıyla birlikte görülmeye başlamıştır. Büyük sermayeli kurumsal şirketlerin sayılarının gelişmeye başlaması ve bu şirketlerin finansmanında bankacılık ve finans kuruluşlarından alınan borçların kullanılmaya başlanması, şirket mali yönetimi ve denetiminin daha da önemli hale gelmesiyle, bu yönetim ve denetimi değerlendirmeye ve analiz etmeye imkan verecek araç olarak çeşitli oranlar geliştirilmiştir ( Anjum, 2010: 126).

Mali oran analizlerinin yapılması ihtiyacının ortak noktaları çok olsa da yönetim için farklı, alacaklılar için farklı amaçlar söz konusudur ve bu amaçlar doğrultusunda analiz tekniklerine ihtiyaç vardır. 1870’lerden itibaren gittikçe artan oranda kredi verenler, kredi kullanıcılarından mali durumlarını gösterir tablolar istemeye başladılar. Başlangıçta duran ve dönen varlıklarının analizine imkan veren tablolar kullanılırken, 1980’lerden sonra “cari oran” analizleriyle mali oran analizlerinin ilk uygulamaları görülmeye başlanmıştır (Horrigan, 1968: 285). Mali tablo oranları ile ilgili 1919’da birkaç önemli gelişme yaşandı. İlk olarak, çeşitli oranlar geliştirildi. İkinci olarak, 2’ye 1 cari oran kriteri gibi mutlak oran kriterleri ortaya çıkmaya başladı. 1919’da Alexander Wall, yaptığı çalışma ile büyük bir finansal tablo oran analizi ve standart değerler hazırladı. Bu çalışma, oran

 

1 Altın oran, bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda rastlanan ve göze güzel hitap ettiği için sanatta, mimaride yaygın olarak

tercih edilen matematikte “1,618” sayısı ile ifade edilen orandır (Hastürk, 2014:174).

 

 

analizi gelişimi için katalizör haline geldi ve daha fazla oran tipi ve nispi oran kriteri için bariz ihtiyaca karşılık oldu( Anjum, 2010: 128).

Geliştirilen mali tablo oranları pek çok amaca hizmet edebilir olsa da başlıca iki amaç için kullanılır. Bunlardan birincisi bir kuruluşun kendi kârlılık, borç ödeme kapasitesi, iflas vs. durumunu değerlendirebilmektir. İkincisi ise farklı kuruluşların mali yapılarını karşılaştırabilmektir (Laitinen, 2018: 1894). Günümüze kadar gittikçe geliştirilen mali tablo oranları, finansal karar alma sürecinde kullanıcılar tarafından gittikçe yaygın olarak kullanılmaktadır.

Literatürde de Türk kamu mali yönetiminde alt yapının mali tablo ve sürdürülebilirlik analizleri açısından uygun olduğu dillendirilmeye başlanılmıştır (Ersöz, 2017: 38). Akduğan ve Agun Türkiye’deki belediyelerin mali sürdürülebilirliği ile ilgili 2007-2017 dönemini kapsayan bir çalışma yapmışlardır. Çalışmada merkezi hükümet tarafından bütçe sürdürülebilirliğinde kullanılan birinci denge yaklaşımını bütünleşik olarak belediyelere uyarlamışlardır. Çalışmada belediyelerin faiz dışı bütçe dengesi Hamilton ve Flavin (1986) tarafından yapılan çalışmadaki dönemler arası bütçe kısıtı yaklaşımına göre ele alınmış ve belediyelere ilişkin birincil bütçe dengesi serisinin durağan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumu da belediyelerin bütçe açıklarının sürdürülebilir olduğu şeklinde yorumlamışlardır (Akduğan ve Agun: 2018: 219).

Atalay tarafından 2018 yılında yapılan çalışmada, belediyelerin finansal sürdürülebilirliği bilanço ve gelir tablosundan elde edilen rasyolar kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada kullanılan rasyolar; Faaliyet Fazlası Oranı, Net Finansal Borç Gösterge Oranı, Faiz Karşılama Oranı, Varlıkların Sürdürülebilirlik Gösterge Oranı, Varlık Tüketim Gösterge Oranı, Çalışma Sermayesi Gösterge Oranı ve Varlık Yenileme Yatırım Gösterge Oranı’ndan oluşmaktadır. Bu rasyolar X ve Y ile adlandırılan iki belediye için kullanılmış ve finansal sürdürülebilirlik analizlerinde değişik rasyo analizlerin kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır (Atalay, 2018: 45-49).

Ersöz, 2017 yılında yaptığı “Kamu Kurumlarında Mali Tablo Analiz Yöntemlerinin Uygulanabilirliği” adlı çalışmada belediyelerin mali tablolarında dikey analiz, yatay analiz, rasyo analiz ve trend analizi tekniklerinin kullanılabileceğini örneklerle göstermiştir. Bu çalışmada, örnek analiz tekniklerinin kamu idareleri için uygulanmasının mümkün olduğu ve bu tekniklerin geliştirilebileceği, ülkemizde kamu sektöründe mali tablo analizi uygulamalarının çok yeni olduğu fakat bu tekniklerin kullanılmasının etkin karar alma, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi evrensel ilkelerin yerleşmesine katkı sağlayaca sonucuna ulaşılmıştır (Ersöz, 2017: 37).

Çiçek ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmada belediyelerin performansının harcama yapıları açısından analizi yapılmıştır. Bu çalışmada kişi başına düşen harcama miktarları en yüksek olan 10 ildeki belediyelerin performansı GRİ İlişkisel Analiz (GİA) tekniği ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada harcamaların ekonomik sınıflandırması göz önüne alınarak 2007-2011 yılları arası belediye performansı analiz edilmiş ve en yüksek değere İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sahip olduğu görülmüştür. Çiçek çalışmasında; bu tip analizler yaparak, performansı ve verimlilikleri düşük olan belediyelerin performans ve verimliliklerini artırabilmeleri için harcama kelemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür (Çiçek vd., 2015: 73).

Ertuğ ve Girginer tarafından yapılan çalışmada bütünleşik VZA (Veri Zarflama Analizi) ve GİA yöntemleriyle büyükşehir belediyelerinin mali etkinlik analizi yapılmıştır. Çalışmada, Gaziantep, Erzurum, Eskişehir, Antalya, Samsun, Adana, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri için uygulanan GİA sonuçlarına göre, performansı en yüksek çıkan il İstanbul Büyükşehir Belediyesi olurken, Anakara Büyükşehir Belediyesi ise en düşük performansa sahip belediye olarak bulunmuştur (Ertuğ ve Girginer, 2015: 411).

Kluza (2017), 2008 Kriziyle yerel yönetimlerin borçluluğunun artması ve geri ödeme kapasitelerinde yaşanan endişeler üzerine, yasal borç limitleri için alternatif bir risk değerlendirme modeli önermektedir. Modelinde ilk olarak, bireysel varlıkların finansal durumunu değerlendirmek için kurumsal bir finansman yaklaşımı kullanılmıştır.Önerdiği önlemler kuruluşun nakit akışını ve net borcunu esas almaktadır. Daha sonra, Veri Zarflama Analizi yerel yönetimlerin borç

 

 

kullanımındaki göreceli performansını elde etmek için kullanılmıştır. Kluza, analizlerde kullanılacak verilerin yerel yönetimler finansal raporlarından edinilebileceğini ve ayrıca üç ayda bir yapılacak analizlerle riskin izlenmesinin sağlanabileceğini ileri sürmüştür. Önerilen yaklaşımla, her bir yerel yönetimin riskinin hem borç servis kapasitesine hem de uzun vadeli maliyetleri yönetme ve rasyonel bir yatırım politikası yürütme kabiliyetine göre sıralanmasına izin vermekte olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada, Veri Zarflama Analizi yöntemi kullanılarak elde edilen sonuçların, kalıcı olarak düşük risk profiline sahip yerel yönetimlerin tanımlanmasına da imkan verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Kluza, önerisinin testi için, Polonya’da yerel yönetimler için 2008–2015 dönemi için nicel analiz yapmıştır (Kluza, 2017: 329).

Rıvenbark ve Roenigk (2011), Kuzey Carolina’da, yerel yönetimde finansal durumlardaki değişimle ilgili üç vaka çalışması yapmıştır (Rıvenbark ve Roenigk, 2011: 241). Kablan (2014) çalışmasında, yerel yönetimlerin mali durumlarının daha derinlemesine değerlendirilebilmesinde oran analizlerinin gerekliliğine değinmiştir (Kablan, 2016: 75).

McDonald III (2017), 1977 – 2012 dönemi için Fiscally Standardized Cities (FISC) veritabanından 150 belediye verisinin kullanılmasıyla yaptığı çalışmada, bazı baskın yaklaşımların araştırılması yoluyla mali sağlamlığın ölçülmesini yeniden ele almıştır. Bu çalışmada kesinleşen geçmiş veriler kullanılarak mali yapı analiz edilmiştir. Çalışmasında, kamu kuruluşlarının etkin ve verimli yönetiminde karşılaşılan zorluklardan birinin, kuruluşun ne zaman finansal sıkıntı yaşadığı anlayışı olduğunu sorgulamıştır. Ayrıca çalışmasında, yöneticilerin ve araştırmacıların mali yapının nasıl olduğunun tespitinde oran analizine güvendiği, ancak oranlara aşırı güvenmenin yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade etmiştir (McDonald III, 2017: 13).

3.  Türkiye’de Büyükşehir Belediyeleri

Türkiye’de nüfusun büyük oranı şehirlerde yaşamaktadır ve şehirlerde yaşayan nüfus oranı her geçen gün artmaktadır. 1970 yılında nüfusun % 71,3’ü kırsalda, geri kalan % 28,7’lik kısmı ise kentlerde yaşarken, 2017 yılına gelindiğinde nüfusun sadece % 7,5’i kırsalda yaşarken şehirlerde yaşayan nüfus ise % 92,5’e ulaşmıştır (TÜİK). 2018 yılı sonu itibariyle Türkiye nüfusu 82.003.882 kişi olup bu nüfusun 63.495.314’ü büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde yaşamaktadır. Yani nüfusun

% 77’si büyükşehirlerde yaşamaktadır. Ayrıca büyükşehir belediyelerinin hizmet alanı 401.875 kilometrekare ile ülke yüzölçümünün yarısından fazlasını ( % 51,29) kapsamaktadır. Nüfus artışı ve artan bu nüfusun kentsel yaşamı tercih etmesi yerel yönetimlerde de yapısal değişimi zorunlu hale getirmiştir. Bunun sonucunda Türkiye’de de idari yapı içinde büyükşehir belediyeleri yer almaya başlamıştır.

Büyükşehir kavramı, metropol anakent kavramlarıyla da ifade edilmektedir. Büyükşehir kavramının temeli olan metropolis kavramı, Yunanca asıllı bir kelime olup ilk defa Antik çağ kent devletleri için kullanılmıştır. Daha sonra bu kavram aşırı kalabalık ve hatta bazı ülke nüfuslarından daha kalabalık şehirleri diğerlerinden ayırt etmek için kullanılmıştır. Londra, Paris, Tokyo gibi yoğun nüfuslu şehirler için büyükşehir kavramı kullanılmaya başlanmıştır (Çapar ve Demir, 2017: 43). Türkçe sözlükte büyükşehir kavramı, kısaca metropol veya anakent olarak tanımlanmaktadır (Türkçe Sözlük).Bozkurt ve arkadaşları tarafından hazırlanan Kamu Yönetimi Sözlüğünde büyükşehir yönetimi, “büyük yerleşim yerlerinin nüfuslarının hızla artması ve yerleşme düzenlerinin dağınık, yayılmış ve plansız bir şekilde gelişmesi sonucunda, geleneksel yönetim modellerinin dışında, ihtiyaçlara daha uygun olan yönetim ve planlama usulleriyle yönetilmelerini sağlamak amacıyla, kanunlarla oluşturulan özel bir yönetim modelidir” şeklinde tanımlanmıştır. Parlak tarafından hazırlanan sözlükte ise, büyükşehir belediyesi en az üç ilçe belediyesini içine alan, bu belediyeler arasında eşgüdüm (koordinasyon) sağlayan, yasalarla verilen yetkileri kullanan, görev ve sorumlulukları yerine getiren, idarî ve mali özerkliği bulunan ve karar organı seçimle belirlenen kamu tüzel kişiliği, olarak tanımlanmıştır (Tekin, 2018: 85). 5216 Sayılı Kanunun 3. maddesi büyükşehir belediyesini; “Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; karar organı seçmenler tarafından seçilerek

 

 

oluşturulan kamu tüzel kişisi” olarak tanımlamaktadır. Ayrıca 6360 Sayılı kanunla yapılan düzenleme ile büyükşehir belediyelerinin sınırı ilin mülki sınırları olarak belirlenmiş ve nüfus kriteri olarak da 750.000 sayısı benimsenmiştir.

Türkiye’de 1982 Anayasasının 127. Maddesindeki “Büyük yerleşim yerleri için özel yönetim biçimleri getirilebilirhükmü çerçevesinde ilk defa 23 Mart 1984 tarih ve “195 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde büyükşehir belediyeleri kurulmuştur. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin hemen akabinde 27 Haziran 1984 tarihinde “3030 sayılı Büyükşehir Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” kabul edilmiştir.

Tablo 1: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin Nüfus ve Yüzölçümü Büyüklükleri ile Türkiye Oranları

 

S.N. Büyükşehir Büyükşehir Nüfusu Ülke Nüfusuna Oranı Büyükşehir Yüzölçümü Ülke Yüzölçümüne Oranı
1 Adana 2.220.125 0,02707341 14.045,56 0,0179
2 Ankara 5.503.985 0,06711859 25.401,94 0,0324
3 Antalya 2.426.356 0,02958831 20.790,56 0,0265
4 Aydın 1.097.746 0,01338651 7.904,43 0,0101
5 Balıkesir 1.226.575 0,01495752 14.472,73 0,0185
6 Bursa 2.994.521 0,03651682 10.886,38 0,0139
7 Denizli 1.027.782 0,01253333 11.804,19 0,0151
8 Diyarbakır 1.732.396 0,02112578 15.204,00 0,0194
9 Erzurum 767.848 0,00936356 25.330,90 0,0323
10 Eskişehir 871.187 0,01062373 13.902,03 0,0177
11 Gaziantep 2.028.563 0,0247374 6.844,84 0,0087
12 Hatay 1.609.856 0,01963146 5.831,36 0,0074
13 Mersin 1.814.468 0,02212661 15.512,25 0,0198
14 İstanbul 15.067.724 0,18374403 5.315,33 0,0068
15 İzmir 4.320.519 0,05268676 12.015,61 0,0153
16 Kahramanmaraş 1.144.851 0,01396094 14.456,74 0,0185
17 Kayseri 1.389.680 0,01694651 17.109,33 0,0218
18 Kocaeli 1.906.391 0,02324757 3.625,29 0,0046
19 Konya 2.205.609 0,0268964 40.813,52 0,0521
20 Malatya 797.036 0,00971949 12.102,70 0,0154
21 Manisa 1.429.643 0,01743385 13.228,50 0,0169
22 Mardin 829.195 0,01011166 8.806,04 0,0112
23 Muğla 967.487 0,01179806 12.949,21 0,0165
24 Ordu 771.932 0,00941336 5.952,49 0,0076
25 Sakarya 1.010.700 0,01232503 4.880,19 0,0062
26 Samsun 1.335.716 0,01628845 9.364,10 0,0120
27 Tekirdağ 1.029.927 0,01255949 6.342,30 0,0081
28 Trabzon 807.903 0,00985201 4.664,04 0,0060
29 Şanlıurfa 2.035.809 0,02482576 19.336,21 0,0247
30 Van 1.123.784 0,01370403 22.983,06 0,0293
TOPLAM 63.495.314 0,77429644 401.875,83 0,5129

Kaynak: www.bilgiufku.com ve TÜİK web sayfalarındaki verilerden yararlanılarak tarafımızdan  düzenlenmiştir.

3030 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerin yönetim yapısı, hukuki durumları, görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Bu kanunun yerine 2004 yılında 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu

 

 

ikame edilmiştir. 5216 Sayılı Kanunla 3030 Sayılı önceki kanunda görülen eksiklik ve olumsuzlukların giderilmesi ve yeni hizmet taleplerine cevap verilmesi amaçlanmıştır (Durgun, 2018: 82). Büyükşehir yapılanmaları ile ilgili bu yasal süreç, 2012 yılında kabul edilen 6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile son şeklini almıştır. 6360 Sayılı Kanunla, büyükşehir yönetiminde yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır (Güngör, 2012: 24). Bu kanunun en büyük yeniliği, büyükşehir belediyesi sınırlarının il mülki sınırı olarak değiştirilmesi ve büyükşehir belediyesi olan illerde il özel idarelerinin ve köy tüzel kişiliklerinin kaldırılmasıdır. (Adıgüzel, 2012: 160). 6360 Sayılı Kanun ile insan odaklı, etkin ve kaliteli hizmeti esas alan, kaynakların ekonomik ve verimli kullanılmasıyla hizmet arzını arttıran yerel yönetim sistemi kurulması amaçlanmıştır (Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu, 2017: 41).

6360 Sayılı Kanununla birlikte, Türkiye nüfusunun % 77,4’ü, coğrafi alanın ise % 51,3’ü büyükşehir belediyesi sınırlarına dahil olmuştur (Tablo 1). 6360 Sayılı Kanun’la, büyükşehir belediyelerinin yetki alanı il mülki sınırlarına genişlemiş bunun sonucunda, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları da artmıştır. Bu artışı karşılayacak gelir artışının sağlanıp sağlanamadığı ise tartışmalıdır.

4.     Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapısı ve Bütçe Bileşenleri

Türkiye’deki belediyelerin öz gelirleri, merkezi idareden aldıkları payın gerisinde kalmaktadır (Siverekli, 2015: 22). Mali yapı içinde en önemli araç bütçedir. Bütçe gelecek bir mali yıl için yapılabilecek azami gider miktarının (ödenek) ve toplanabilecek gelir miktarının tahminini içerir. Ayrıca, gelirlerin giderleri karşılamaması durumunda bütçe açıklarının nasıl finanse edileceğinin gösterildiği ve bunların uygulanmasına ilişkin esas ve usulleri içeren hukuki düzenlemedir. Büyükşehir belediye bütçeleri de bu özellikleri taşıyan, usulüne uygun olarak yürürlüğe giren meclis kararıdır (Yılmaz, 2013: 25). Büyükşehir belediyeleri bütçe açıklarını borçlanma ile karşılamakta olup, yerel yönetim birimleri içinde en fazla borçlanan ve borçlanabilme kapasitesi yüksek olan idarelerdir. Borçlanma kapasitelerinin yüksek olması ve siyasi maliyetinin düşük olması belediye başkanları ve yöneticilerini öz gelirlerini arttırma çabasından uzaklaştırmakta ve borçlanmaya yöneltmektedir (Güngör, 2011: 5).

Büyükşehir belediyelerin birçok gelir kaynağı olmasına rağmen, bu kaynakları tam kapasite ile ve etkin bir şekilde kullanamamaları borçlanmalarının ana nedenidir (Gölçek, 2016: 68). Borçlanmanın olağan bir gelir kaynağı olarak görülmesi borç düzeyini arttıracak ve borçlanmanın sonucu olarak elde edilen gelirler faiz ödemelerinde kullanılarak hizmetlere aktarılacak gelirler azalacaktır (Uğur, 2009: 178). Büyükşehir belediyeleri öz gelir kaynaklarını etkin şekilde tahsil etmemektedirler. Büyükşehir belediyeleri uzun döneme yaydıkları alacakları için, siyasi maliyetleri göz önüne alarak zorla tahsil yöntemini kullanmamakta ve mevcut gelirlerinin erozyona yol açmasına neden olmaktadırlar (İpek ve Engin, 2016: 479).

Türkiye’de merkezi yönetimden yerel yönetimlere aktarılan transferlerin payı yüksek olmasına rağmen bu transferlerin dağıtım anahtarlarının çok sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değildir (Siverekli, 2015:22).

4.1.    Büyükşehir Belediyelerinin Gelirleri

Büyükşehir Belediyelerinin gelirleri Tablo 2’de görüldüğü gibi başlıca; vergi gelirleri, teşebbüs ve mülk gelirleri, alınan bağış ve yardımlar, diğer gelirler (genel bütçe vergi gelirleri payı ile kişi ve kurumlardan alınan diğer paylar) ve sermaye gelirlerinden oluşmaktadır. Genel olarak belediyelerin gelirleri artmaktadır. 2014 yılından 2017 yılına kadar gelirler dört yıl içinde yaklaşık iki kat artmıştır. Gelir kalemleri içinde vergi gelirlerinin payı ortalama % 1,5, teşebbüs ve mülk gelirlerinin payı ortalama %10, sermaye gelirleri payı % 6, alınan bağış ve yardımların payı % 1 iken diğer gelirler kaleminin ortalama ağırlığı %75-80 arasında değişmektedir. Diğer gelirler kalemi Genel Bütçe ve Merkezi İdare vergi gelirlerinden alınan paylardan oluşmaktadır. Yani Büyükşehir belediyelerinin öz gelir kaynakları % 20’lerdeyken merkezden alınan paylar % 80 civarında olup, bu da Büyükşehir

 

 

Belediyelerinin mali yapısının merkeze bağımlı olduğunu göstermektedir. Mülk ve teşebbüs gelirleri belediyenin öz gelir kaynağı olup, bu gelirler içinde gayrimenkul kiraları ve belediye kuruluşlarının kârlarından alınan paylar yer almaktadır. Vergi gelirleri ise belediyeler tarafından toplanan vergi, resim ve harçlardan oluşmaktadır.

4.2.    Büyükşehir Belediyelerinin Giderleri

Büyükşehir Belediyelerinin giderleri; personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri, mal ve hizmet alımları için yapılan giderler, faiz harcamaları, cari transferler ve sermaye giderlerinden oluşmaktadır.

Tablo 2: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 Yılları Bütçe Dengesi

 

Bütçe Kalemleri 2014 2015 2016 2017
Bütçe Tutarı %’si Bütçe Tutarı %’si Bütçe Tutarı %’si Bütçe Tutarı %’si
Harcamalar 30.376.234 100 35.130.964 100 45.389.187 100 56.690.752 100
Personel Giderleri 3.082.843 10,1 3.473.337 9,9 3.902.741 8,6 4.019.313 7,1
Sosyal

Güvenlik Kur. Prim.

 

483.625

 

1,5

 

546.592

 

1,5

 

615.872

 

1,4

 

634.460

 

1,1

Mal ve Hizmet Alımları 8.691.878 28,7 11.830.744 33,6 14.918.046 32,9 17.757.246 31,3
Faiz Harcamaları 889.864 2,9 902.409 2,7 1.094.178 2,4 1.797.241 3,2
Cari Transferler 1.606.878 5,2 2.063.199 5,9 2.409.467 5,3 2.716.755 4,8
Sermaye Giderleri 13.586.856 44,8 13.983.178 39,8 19.545.401 43,1 27.326.047 48,2
Sermaye Transferleri 672.174 2,2 1.020.101 2,9 691.376 1,5 850.510 1,5
Borç Verme 1.362.116 4,6 1.311.404 3,7 2.212.106 4,8 1.589.180 2,8
Gelirler 29.823.555 100 33.181.095 100 37.911.916 100 46.170.934 100
Vergi Gelirleri 446.920 1,4 488.616 1,5 601.396 1,6 660.227 1,4
Teşebbüs ve Mülk Gelirleri 2.913.070 9,8 3.444.479 10,4 3.530.230 9,4 5.613.741 12,2
Alınan Bağış ve Yardımlar 147.761 0,5 281.443 0,8 256.516 0,5 237.347 0,5
Faizler, Paylar ve Cezalar 22.003.872 73,9 26.954.911 81,3 30.457.024 80,3 36.277.814 78,6
Sermaye gelirleri 1.057.348 3,5 1.867.612 5,6 2.365.579 6,3 3.050.374 6,6
Alacaklardan Tahsilatlar 3.254.584 10,9 144.034 0,4 701.171 1,9 331.431 0,7
Bütçe Dengesi -552.679 -1.949.869 -7.477.271

10.519.818

Kaynak: 2014, 2015,2016 ve 2017 yılları Mahalli İdareler Genel Faaliyet raporlarından derlenmiştir.

Giderler içinde en yüksek tutarı mal ve hizmet alımları ile sermaye giderleri oluşturmaktadır. Tablo 2’de personel giderleri ve bununla doğrudan ilişkili Sosyal Güvenlik Kurumları prim ödemeleri istikrarlı bir seyir göstermektedir. Bu da son 4 yıl içinde personel ödemelerinde istikrarlı bir seyir

 

 

olduğunu göstermektedir. Bütçe büyüklüğü içinde 2014 yılına göre personel giderleri düzenli olarak azalmış, 2014 yılında % 10,1 olan oran 2017 yılında % 7,1’e düşmüştür.

Bu durum personel giderlerine dikkat edilmesinin yanı sıra bazı iş ve hizmetlerin dışarıdan satın alınmasının da bir sonucudur. Mal ve hizmet alım giderlerinin payı 2014 yılında % 28,8 iken, bu pay 2017 yılında % 31,3 olarak gerçekleşmiştir. Bu artış personel giderlerindeki azalmayla açıklanabilir. Sermaye giderleri ise 2014 yılında % 44,8 iken, dört yıl içinde yaklaşık % 4’lük bir artışla % 48,2’ye çıkmıştır. Bu durum olumlu olup sermaye harcamaları yapılan yatırımları gösteren bir harcama kalemidir. Faiz giderleri ise borçlanmanın maliyeti olup, transfer harcamaları içindeki en olumsuz kalemdir. Bu oran 4 yıllık dönemde istikrarlı bir seviyede seyretmekle birlikte % 3,2 oranı verimsiz bir kalem için yüksektir ve bütçe giderlerinin iki yılda yaklaşık 2 kat arttığı göz önüne alındığında olumsuz bir göstergedir.

Cari transferler sosyal devlet ilkesinin olması gereken bir harcama kalemidir ve özellikle mahalli idareler içinde belediyelerin sosyal belediyecilik uygulamasının bir göstergesidir. Bu nedenle, bu oranın gelir adaletini sağlamaya yönelik doğrudan transferleri kapsayacak şekilde arttırılarak bütçe içindeki ortalama % 5’lik payının arttırılması gerekmektedir. Büyükşehir Belediyelerinin gider bütçesindeki artış gelir bütçesindeki artış ile karşılanamamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri 6360 sayılı yasanın 2014 yılında fiilen yürürlüğe girmesi ve bunun etkilerinin yoğun bir şekilde görülmesidir. 6360 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi büyükşehir belediye gelirlerinde artış sağlamakla birlikte bu artış hizmetlerdeki artışı karşılamaktan uzaktır.

Büyükşehir belediyelerinin Tablo 2’de görüldüğü gibi gider ve gelirleri sürekli artmakla birlikte gider artışlarının daha fazla olması nedeniyle bütçe açığı hızla artmaktadır. Bütçe açığı 2014 yılından 2017 yılına kadar son dört yıl içinde 19 kat artmıştır.

4.3.    Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapı ve Bütçe Sürdürülebilirliği

Büyükşehir belediyelerinin etkin ve sürekli şekilde hizmetlerini sunabilmesi için sürdürülebilir bütçelerinin ve güçlü mali yapılarının olması gerekir. Büyükşehir belediyelerinin mali yapılarını ve bütçe sürdürülebilirliğini inceleyen çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışmalardan biri Kaygısız ve Girginer tarafından 2016 yılında Veri Zarflama Yöntemiyle yapılan çalışmadır. Çalışmada 14 büyükşehrin mali etkinlik analizi incelenmiş ve bu belediyeler arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin en yüksek performansa, Ankara Büyükşehir Belediyesinin en düşük performansa sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Dağ ve arkadaşları tarafından 2007-2016 dönemini inceleyen değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisinin test edilmesine dayanan yöntemlerle yapılan çalışmada ise büyükşehir belediyelerinin bütçe sürdürülebilirliklerinin zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Dağ ve diğ., 2018: 67-71). Bu çalışmada ise, Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinin bütçe sürdürülebilirliğini ve mali yapısını incelemek amacıyla dinamik bir analiz modeli kullanarak 30 büyükşehir belediyesinin mali durum tabloları oran analiz tekniğiyle incelenmiştir.

Tablo 2’ye göre, son dört yıl içinde büyükşehir bütçeleri sürekli açık vermiş, bütçe dengesi giderek kötüleşmiştir. 2017 yılında büyükşehir belediyelerinin toplam bütçe açığı yaklaşık 10,5 Milyar TL. olup son dört yıl içinde 19 kat artmıştır. Bu bütçe açığının borçlanma ile telafi edilmesi ve bütçe dengesi trendinin artarak negatif bir seyir izlemesi, bütçe sürdürülebilirliği açısından olumsuz sinyaller vermektedir. 2017 yılında toplam borçlanmanın maliyeti olan faiz giderleri, toplam harcamaların % 3,2’sini oluştururken, bu rakam toplam gelirlerin % 3,9’unu oluşturmaktadır.

4.4.     Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Büyüklüğü

Büyükşehir belediyeleri, coğrafi alan olarak Türkiye’nin yarısından fazlasını kapsamakta, ayrıca ülke nüfusunun yaklaşık % 80’i büyükşehir sınırları içinde yaşamaktadır. Bunun yanı sıra, Türkiye’de büyükşehir belediyelerinin bütçeleri mahalli idarelerin konsolide bütçe büyüklüğünün % 80’ini oluşturmaktadır. 6360 Sayılı Kanunla birlikte 2014 yılından sonra büyükşehir belediyesi dışındaki mahalli idarelerin sayıları önemli ölçüde azalmış köylerin sayısı 34.395’den 17.834’e, belediyelerin

 

 

sayısı 2.950’den 1.396’ya ve il özel idarelerinin sayısı da 81’den 51’e düşmüştür (Görmez ve Uzunali, 2019: 1306). Ayrıca büyükşehir belediyelerinin GSYİH içindeki payı da son dört yılda artarak 3,37’den 4,02’ye çıkmıştır.

 

Tablo 3: 2014-2017 Dönemi Mahalli İdareler Bütçe Giderlerinin Kurumsal Sınıflandırılması

 

2014 2015 2016 2017
TUTAR

(Bin TL.)

% TUTAR

(Bin TL.)

% TUTAR

(Bin TL.)

% TUTAR

(Bin TL.)

%
Büyükşehir

Belediyeleri

 

68.898.301

 

80

 

82.717.011

 

81

 

100.782.777

 

82

 

122.230.287

 

79

Belediyeler 8.491.541 10 10.079.741 10 12.331.815 10 15.338.291 10
İl Özel İdareleri 6.844.171 8 7.572.182 7 7.889.071 6 9.282.406 6
Mahalli İdare

Birlikleri

 

1.678.129

 

2

 

2.313.403

 

2

 

2.175.583

 

2

 

2.644.826

 

2

Yatırım İzleme Koordinasyon

Başkanlıkları

 

0

 

0

 

0

 

5.224.078

 

3

85.912.142 100 102.682.337 100 123.179.246 100 154.719.888 100
Mahalli İdare

Birimleri Arası Aktarmalar(-)

 

 

1.739.159

 

 

3.022.774

 

 

1.995.158

 

 

3.456.976

84.172.983 99.659.563 682.337 151.262.912
GSYİH 2.044.465.875 2.338.647.493 2.608.525.749 3.035.450.115
Büyükşehir

Belediyeleri / GSYİH ( %)

 

3,37

 

3,54

 

3,86

 

4,02

Kaynak: www.muhasebat.gov.tr adresindeki Mahalli İdareler Bütçe İstatistiklerinden ve www.bumko.gov.tr/ TR, 187/mahalli-idareler.htmladresindeki verilerden tarafımızdan derlenmiştir.

5.Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Bütçe Sürdürülebilirliklerinin Oran Analiz Tekniği İle İncelenmesi

Türkiye’de Büyükşehir Belediyesi’nin sınırlarının 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle ilin mülki sınırları olarak genişlemesi, halkın belediyecilik hizmetlerine olan talebini arttırmış ve bu hizmet talebinin sağlanabilmesi için güçlü bir mali yapı ve sürdürülebilir bir bütçe dengesinin sağlanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu bölümde, Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinin bütçe sürdürülebilirliği, mali durum tabloları (bilanço) kullanılarak oran analiz yöntemiyle değerlendirilmektedir. Bu sayede, büyükşehir belediyeleri tarafından hazırlanan mali tablolar üzerinde, mali analiz tekniklerinin uygulanması suretiyle sağlanan bilgilerin, karar vericiler tarafından ve diğer bilgi kullanıcıları tarafından daha etkili bir biçimde kullanılmasının sağlanabilmesi ve bu analiz tekniklerinin kullanımının kamu idarelerinde de yaygınlaşmasına katkı sunması beklenmektedir. Çalışmada oran analiz tekniğinden elde edilen sonuçların daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için tek bir dönem yerine dört dönem incelenmiş bu sayede analizin dinamik bir analiz olması sağlanmış ve oranların değişim trendinin de görülebilmesi amaçlanmıştır.

Büyükşehir Belediyelerinin mali durumu ve bütçe sürdürülebilirliği, kısa vadeli borç ödeme gücünün analizinde kullanılan temel likidite oranlarından cari oran, asit-test oranı ve nakit oranı ile kuruluşun mali durumunu gösteren finansal kaldıraç oranı kullanılarak incelenmektedir. Analizlerde kullanılan veriler Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 dönemine ait faaliyet raporları ve Sayıştay denetim raporlarından alınmıştır.

Mali oran analizi, bir kuruluşun mali tablolarındaki verilerinden yararlanılarak zaman içerisindeki gelişimini ve/veya mevcut mali yapısının durumunu ölçmeyi ve değerlendirmeyi sağlayan bilgilerin üretilmesine yarayan bir araçtır (Çabuk ve Lazol, 2018: 151). Mali analiz, hem

 

 

özel sektör kuruluşları için hem de kamu kuruluşları için kullanılmaktadır. Türk kamu mali yönetiminde mali analiz; karar vericilerin politika ve sistem geliştirmek için ihtiyaç duyduğu güvenilir bilgilerin üretilmesinde, politika ve sistem uygulamalarının değerlendirilmesinde ve mali sürdürülebilirlik farkındalığının yaratılmasında kullanılır (Muhasebat Genel Müdürlüğü Mali Analiz Raporu, 2016: 79). Başlıca mali tablo analiz teknikleri, karşılaştırmalı (yatay) analiz, yüzde yöntemiyle (dikey) analiz, eğim yüzdeleri yöntemiyle (trend) analiz ve oran analizidir.

Oran analizi, birbiriyle ilişkili hesaplar arasında oranlamalar yaparak, bu hesaplar arasında ilişki kurulmasını sağlayan ve elde edilen sonuçların geçmiş dönemler, rakipler ve sektörle karşılaştırılmasına imkan veren analiz tekniğidir (Demir ve Çelik, 2015: 56). Oran analizi, mali yapının sürdürülebilir olup olmadığını değerlendirmede sık kullanılan yöntemlerden biridir. Oran analizi tekniği ile bir kuruluşun finansal durumu, işlem sonuçları, borç ödeme gücü, varlıkların verimliliği, kârlılığı, çalışma durumu, etkinliği ve uzun dönem beklentileri ve yönetim yeterliliği değerlendirilebilir. Oran analizi, mali tablo kalemleri ve hesapları arasındaki matematiksel ilişkiyi ortaya koymanın yanı sıra birden fazla oranın birlikte değerlendirilmesiyle daha tutarlı değerlendirmeler yapılmasını da mümkün kılar. Ayrıca elde edilen sonuçlar önceki dönem sonuçlarıyla karşılaştırılarak işletmenin yıllara göre değişiminin de açıklıkla görülmesini sağlayarak bilgi kullanıcılarına gidişat hakkında sağlıklı bilgiler sunar (Öğünç, 2018: 58).

Mali tablolara ilişkin temel oranlar; likidite oranları, mali yapı oranları, etkinlik oranları ve kârlılık oranlarıdır (Akdoğan ve Tenker, 2007: 640). Likidite oranları; kısa vadeli borç ödeme gücünü, mali yapı oranları; varlıkların ne ile finanse edildiğini, faaliyet oranları; varlıkların devir süresini ve kârlılık oranları da işletmenin kârlılığını gösteren temel oranlardır.

Kısa vadeli borçları karşılamada güçlük çekilmesi bir kuruluşun duran varlıkları çok olsa bile borçlarını ödemede sorunlarla karşılaşmasına, bütçe sürdürülebilirliğinin azalmasına ve mali krizlere girmesine neden olabilir. Bu durum büyükşehir belediyeleri için de geçerlidir. Likidite oranları cari oran, asit test oranı ve nakit oran olarak üçe ayrılır.

Mali durum tablosu olarak da adlandırılan bilanço bir kuruluşun belli bir anda sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösteren temel bir mali tablodur. Bilanço Vergi Usul Kanununda “envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifli ve karşılıklı olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hülasasıdır” (VUK md. 92) şeklinde tanımlamıştır. Bilanço bir kefesinde varlıkların diğer kefesinde kaynakların olduğu dengedeki bir teraziye benzetilebilir. Kefelerden varlıkların yer aldığı bölüm aktifi ve kaynakların yer aldığı bölüm pasifi oluşturur. Ve aktifler toplamı ile pasifler toplamı birbirine eşit olduğu için terazinin kefeleri karşılıklı olarak dengededir. Bilançonun aktifi; Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar toplamından oluşurken bilançonun pasifi ise; Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar, Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar ve Öz Kaynaklar toplamından oluşur. Bilançonun temel denge denklemi;

Aktif (Varlıklar) = Pasif (Kaynaklar)

şeklindedir. Pasif yabancı kaynaklar ve öz kaynaklardan oluşur. Yabancı kaynaklar firmanın 3. kişilere borçlarını gösterirken, firmanın sahip veya sahiplerinin firmadaki payı “öz sermaye” ya da “özkaynak” olarak tanımlanır (Akgüç, 2017: 48).

Bu çalışmada kısa vadeli borç ödeme gücünü gösteren likidite oranlarından cari oran, asit test oranı ve nakit oran ile uzun vadeli borç ödeme gücünü gösteren mali yapı oranlarından finansal kaldıraç oranı Türkiye’deki Büyükşehir belediyelerinin bilançolarındaki mali verilere uygulanılarak bütçe sürdürülebilirliği ve mali yapı incelenecektir. Bu nedenle aşağıda bu oranlar özetle tanımlanacak ve büyükşehirlerin bu oranları hesaplanacaktır. Belediyelerin öncelikli amacının toplumsal fayda ve kamu hizmeti olması nedeniyle bu çalışmada kârlılık oranları kullanılmayacaktır. Borçlanma kapasitesinin üzerinde borçlanan bir belediyenin mali yapısı güçlü olsa dahi borç krizi yaşaması olasıdır. Bu nedenle borçlanma kapasitesi, önemli bir mali göstergedir (Ökmen ve Koç, 2015: 556). Likidite oranları da borç ödeme kapasitesinin izlenebileceği bir veridir. Büyükşehir belediyelerinin mali açıdan güçlü olması, öncelikle yeterli ve kesintisiz hizmet sunma kabiliyetlerini

 

 

arttırır (Gündüz ve Yakar, 2016: 146). Bunun yanı sıra mali güç, vadesi gelen mali yükümlülükleri karşılayabilme kapasitelerini de yükseltir. Yani borç sürdürülebilirliği için olumludur.

5.1.    Türkiye’deki Büyükşehir Belediyeleri ve Cari Oranları

Cari oran, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki ilişkiyi gösteren bir orandır. Cari oran, bir birim kısa vadeli borç için kaç birim dönen varlığın olduğunu gösteren orandır. Cari oran hesaplanarak, kuruluşun kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücü ölçülür. Cari orana “İşletme Sermayesi Oranı” da denilmektedir. Cari oranın 2 olması ideal olmakla birlikte gelişmekte olan ülkelerde likidite yeterli olmadığından bu oranın 1,5’a kadar kabul edilebilir olduğu da söylenmektedir (Alper ve Biçer, 2017: 339). Bir kuruluşun cari oranının yeterli olup olmadığı ideal oranının yanı sıra çeşitli faktörlere de bağlıdır. Bunlar genel olarak; dönen varlıkların yapısı ve dağılımı, dönen varlık ve kısa vadeli yabancı kaynakların geçmiş dönemlerde gösterdiği eğilim, kuruluşların kredi kuruluşlarıyla ilişkisi, kuruluşların borçlarını konsolide etme, erteleme ve röfinansman olanağı, stokların devir hızı, alacakların teminatlı olup olmaması, piyasa koşulları kısa vadeli borçların yapısı ve dağılımı gibi faktörlerdir.

Tablo 4: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 Dönemi Cari Oranları

 

Büyükşehir 2014 2015 2016 2017
1 Adana 0,43 0,39 0,49 0,40
2 Ankara 1,94 2,89 2,54 2,34
3 Antalya 0,57 0,73 0,56 0,59
4 Aydın 2,07 2,50 0,97 1,70
5 Balıkesir 1,81 2,70 1,75 0,84
6 Bursa 1,45 1,08 0,87 0,59
7 Denizli 3,41 11,31 4,29 4,88
8 Diyarbakır 5,24 2,18 2,60 2,37
9 Erzurum 2,61 0,34 0,21 0,32
10 Eskişehir 0,45 0,48 0,51 0,70
11 Gaziantep 1,05 0,86 2,35 1,88
12 Hatay 1,41 1,64 1,24 1,70
13 İstanbul 2,52 2,24 1,88 0,99
14 İzmir 2,03 1,49 1,12 0,56
15 Kahramanmaraş 1,68 1,10 0,85 0,52
16 Kayseri 2,88 1,64 1,66 0,35
17 Kocaeli 0,32 1,14 2,60 0,95
18 Konya 1,80 1,29 1,56 0,87
19 Malatya 0,91 0,59 0,86 0,62
20 Manisa 1,19 0,31 0,41 0,18
21 Mardin 1,48 1,09 4,38 1,36
22 Mersin 2,66 1,72 1,77 1,38
23 Muğla 7,96 10,46 1,92 2,12
24 Ordu 0,40 0,50 0,20 0,28
25 Sakarya 0,55 0,61 0,49 1,11
26 Samsun 0,21 0,21 0,18 0,30
27 Şanlıurfa 0,56 1,06 1,31 1,18
28 Tekirdağ 6,31 4,29 1,53 1,61
29 Trabzon 0,60 0,84 0,65 0,65
30 Van 1,67 6,66 1,17 0,65

Kaynak: Büyükşehir Belediyelerinin 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılı Faaliyet Raporları ve Sayıştay Denetim Raporlarından elde edilen bilançolardan hesaplanarak oluşturulmuştur.

*Tablolarda sarı renk ile dolgu yapılan kutucuklar ideal değere sahip oranları göstermektedir.

Büyükşehir belediyelerinin cari oranları incelendiğinde sırasıyla Denizli ve Diyarbakır illerinin tüm dönemler için ideal oranı yakaladığı, Muğla ve Ankara’nın da ideal orana sahip olduğu

 

 

söylenebilir. Ayrıca 2014 yılından itibaren cari oranın tüm iller için düşme eğiliminde olduğu söylenebilir. Bu durum 6360 Sayılı Kanun ile büyükşehir belediyelerindeki gider artışının gelir artışıyla karşılanamaması ile açıklanabilir. Gelişmekte olan ülkeler için kabul edilebilir eşik olan 1,5 ve üzeri cari orana sahip olan illerde mali yapılarının güçlü olduğu söylenebilir. Cari oranı en negatif olan il Manisa’dır ve bu oran kötüleşme eğilimindedir. Özellikle cari oranı 0,5’in altında olan iller için bütçe sürdürülebilirliği ve kısa vadeli borç ödeme imkanının oldukça zayıf olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu iller tabloda da görüldüğü üzere Adana, Ordu, Eskişehir, Samsun ve Manisa illeridir. Dinamik bir değerlendirme yaptığımızda cari oranı sürekli azalan bir trend gösteren Manisa, Malatya, Kahramanmaraş, İzmir, İstanbul ve Bursa illeri için borç krizi yaşama olasılığı artmaktadır.

5.2.    Türkiye’deki Büyükşehir Belediyeleri ve Asit Test Oranları

Asit test oranı, her bir birim nakit ile ödenmesi gereken kısa vadeli borç için kolaylıkla nakde çevrilebilen likit dönen varlık büyüklüğünü gösteren orandır. Bu oranın 1 veya daha büyük olması istenir. Asit test oranı, cari oranı tamamlar ve cari oranı daha anlamlı kılar. Asit test oranı, stoklar gibi nakde çevrilebilmesi zaman alabilecek varlıkların dönen varlık toplamı dışında bırakılması halinde yabancı kaynakların ödenebilirliğini gösterir. (Berkdemir ve Altun, 2018: 80). Tablo 5’te Büyükşehir Belediyelerinin 2014- 2017 dönemi asit-test oranları incelenmektedir.

Tablo 5: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin 2014- 2017 Dönemi Asit-Test Oranları

 

2014 2015 2016 2017
1 Adana 0,42 0,39 0,48 0,392
2 Ankara 1,75 2,66 2,35 2,140
3 Antalya 0,52 0,67 0,48 0,528
4 Aydın 2,02 2,44 0,93 1,667
5 Balıkesir 1,81 2,70 1,75 0,839
6 Bursa 1,43 1,07 0,86 0,584
7 Denizli 3,31 10,81 4,07 4,630
8 Diyarbakır 4,49 1,64 2,20 1,541
9 Erzurum 2,49 0,32 0,19 0,304
10 Eskişehir 0,40 0,40 0,44 0,590
11 Gaziantep 0,74 0,73 2,11 1,882
12 Hatay 1,40 1,61 1,23 1,664
13 İstanbul 2,41 2,09 1,72 0,960
14 İzmir 1,96 1,42 1,07 0,522
15 Kahramanmaraş 1,26 0,88 0,55 0,345
16 Kayseri 2,70 1,54 1,60 0,308
17 Kocaeli 0,31 1,13 2,59 0,904
18 Konya 1,77 1,27 1,54 0,855
19 Malatya 0,83 0,53 0,67 0,554
20 Manisa 1,18 0,31 0,40 0,158
21 Mardin 1,46 1,08 4,08 1,355
22 Mersin 2,34 1,50 1,59 1,377

 

 

23 Muğla 7,78 10,29 1,67 1,575
24 Ordu 0,36 0,49 0,16 0,222
25 Sakarya 0,51 0,57 0,45 1,026
26 Samsun 0,16 0,19 0,17 0,289
27 Şanlıurfa 0,56 1,06 1,31 1,180
28 Tekirdağ 6,20 4,20 1,43 1,536
29 Trabzon 0,57 0,81 0,62 0,605
30 Van 1,67 6,66 1,17 0,655

Kaynak: Büyükşehir Belediyelerinin 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılı Faaliyet Raporları ve Sayıştay Denetim Raporlarından elde edilen bilançolardan hesaplanarak oluşturulmuştur.

*Tablolarda sarı renk ile dolgu yapılan kutucuklar ideal değere sahip oranları göstermektedir.

Tablo 5’te asit test oranları incelenen Türkiye’deki büyükşehir belediyelerinden Denizli, Ankara, Hatay, Muğla, Diyarbakır, Tekirdağ, Mersin ve Mardin, illerinde ideal oran olan 1 değerinin üzerindedir. Asit test oranı en zayıf olan belediyeler ise 0,5 değerinin altında olan başta Manisa olmak üzere Adana, Eskişehir, Ordu ve Samsun illeridir. Bu illerde cari oranla birlikte asit –test oranının da zayıf olması bütçe sürdürülebilirliğinin iyice zayıfladığı ve likidite krizlerinin yaşanma olasılığının arttığı sonucunu doğurur. Tablo 4’te ideal cari orana sahip il sayısı 2 iken, Tablo 5’te görüldüğü gibi ideal asit test oranına sahip il sayısının 8 olarak bulunması olumlu bir durumdur. Çünkü asit test oranı stoklara bağımlı olmaksızın borç ödeme gücünü gösterdiği için cari orana göre daha anlamlıdır. Bu oranın cari orana göre iyileşmesi belediyelerin stoklarının az olduğunu göstermektedir. Bu da sağlıklı bir veridir. Çünkü belediyelerin ticari kuruluşlar gibi elinde stok bulundurmasını gerektiren bir özelliği bulunmamaktadır.

5.3.     Türkiye’deki Büyükşehir Belediyeleri ve Nakit Oranları

Nakit oranı, kuruluşun nakit ve istenildiğinde nakde dönüşebilecek varlıklarla kısa vadeli borçlarını hangi oranda karşılayabileceğini göstermek için kullanılan orandır. Bu oran 0,20’nin altına düşmemelidir. Nakit oranı, kasa mevcudu, bankadaki kullanılabilir mevduat ve her an pazarlanabilir menkul kıymetlerin kısa vadeli borçlara bölünmesiyle bulunur (Akgüç, 2017: 548).

Tablo 6: Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 Dönemi Nakit Oranları

 

2014 2015 2016 2017
1 Adana 0,014 0,009 0,005 0,004
2 Ankara 0,115 0,110 0,103 0,092
3 Antalya 0,225 0,356 0,108 0,163
4 Aydın 0,662 1,701 0,330 1,017
5 Balıkesir 0,599 1,789 0,648 0,378
6 Bursa 0,110 0,069 0,008 0,007
7 Denizli 0,160 1,407 0,469 1,121
8 Diyarbakır 1,648 0,629 1,322 0,651
9 Erzurum 0,814 0,019 0,065 0,096
10 Eskişehir 0,231 0,209 0,157 0,394
11 Gaziantep 0,306 0,331 0,737 0,657
12 Hatay 0,458 0,249 0,176 0,302
13 İstanbul 0,283 0,319 0,121 0,039
14 İzmir 1,491 1,105 0,829 0,432
15 Kahramanmaraş 0,349 0,165 0,210 0,118
16 Kayseri 1,903 1,228 1,121 0,194
17 Kocaeli 0,324 0,602 1,670 0,590
18 Konya 0,331 0,251 0,218 0,111

 

 

19 Malatya 0,087 0,066 0,101 0,072
20 Manisa 0,654 0,156 0,260 0,038
21 Mardin 1,216 0,957 3,488 0,933
22 Mersin 0,699 0,241 0,402 0,529
23 Muğla 6,341 8,981 1,249 1,264
24 Ordu 0,187 0,381 0,094 0,164
25 Sakarya 0,132 0,241 0,328 0,304
26 Samsun 0,062 0,122 0,062 0,103
27 Şanlıurfa 0,283 0,519 0,583 0,307
28 Tekirdağ 3,496 3,111 0,542 0,576
29 Trabzon 0,165 0,383 0,241 0,196
30 Van 0,393 0,399 0,157 0,072

Kaynak: Büyükşehir Belediyelerinin 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılı Faaliyet Raporları ve Sayıştay Denetim Raporlarından elde edilen bilançolardan hesaplanarak oluşturulmuştur.

*Tablolarda sarı renk ile dolgu yapılan kutucuklar ideal değere sahip oranları göstermektedir.

Tablo 6’da Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 dönemi nakit oranları incelenmektedir. Tablo 6’dan görüldüğü üzere, 30 büyükşehir belediyesinden 11’inin ideal oran ve üzerindeki değerlere sahip olduğu diğer 19 belediyenin ise ideal oranın altında olduğu görülmektedir. Nakit oranı ideal ve üzerindeki değerlere tüm dönemlerde sahip olan iller Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Mardin, Mersin, Muğla, Şanlıurfa ve Tekirdağ’dır. En zayıf nakit orana sahip iller ise Adana, Ankara, Bursa, Malatya ve Samsun illeridir. Bu illerin dönen varlık yapısı daha detaylı incelenmeli alacaklarının vadesi kısaltılmalıdır. Pratikte bu çok mümkün olmayacağı için borçların vadesinin uzatılması ve yapılandırılması yakın dönemde borç krizine girilmesini engelleyecek acil yapılması gereken bir önlemdir.

5.4.  Türkiye’deki Büyükşehir Belediyeleri ve Finansal Kaldıraç Oranları

Finansasl kaldıraç oranı, kuruluşun finansmanında yabancı kaynak oranını gösterir ve bu oran finansman aracı olarak kuruluşun yabancı kaynaklardan yararlanma oranını ölçmek için kullanılır. Finansal kaldıraç oranı yüzde olarak hesaplanır. Finansal kaldıraç oranın % 50’nin üzerinde olması yabancı kaynak oranının öz kaynak oranından fazla olduğunu gösterir. Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar toplamının pasif ya da aktif toplamına bölünmesi ile elde edilen finansal kaldıraç oranı için literatürde normal değer olarak kabul edilen değer %50’nin altı ve civarıdır. Finansal kaldıraç oranı kuruluş üzerindeki yabancı kaynakların ağırlığını gösterir. Yabancı kaynaklar ise kısa ve uzun vadeli borç toplamını gösterir. Borçlanma ile finansmanın maliyeti de faizdir (Sonğur vd., 2016: 8). Finansal kaldıraç oranı diğer likidite oranlarından farklı olarak bütçe sürdürülebilirliği ve borç ödeme gücünden ziyade kuruluşlar üzerindeki yabancıların sahipliğini veya hakimiyetini göstermektedir.

Finansal kaldıraç oranının mümkün olduğunca küçük olması istenir. İdeal oran olan 0,5’in üzerindeki değerler kuruluşlarda yabancı kişilerin hakimiyetinin ve ağırlığının fazla olduğunu gösterir. Büyükşehir belediyelerinin finansal kaldıraç oranları incelendiğinde 20 ilde tüm dönemler için bu oranın çok güçlü olduğu söylenebilir. Bu nedenle her ne kadar kısa dönemde borç krizi yaşanma ihtimaline karşılık varlık kaynak yapısındaki sağlam pozisyon sayesinde kriz yaşanma olasılığı azaltılabilir.

 

 

Tablo 7: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 Dönemi Finansal Kaldıraç Oranları

 

2014 2015 2016 2017
1 Adana 0,765 0,894 0,749 0,959
2 Ankara 0,170 0,141 0,133 0,163
3 Antalya 0,187 0,162 0,193 0,289
4 Aydın 0,121 0,157 0,197 0,227
5 Balıkesir 0,113 0,129 0,219 0,441
6 Bursa 0,518 0,553 0,466 0,463
7 Denizli 0,364 0,194 0,245 0,350
8 Diyarbakır 0,064 0,049 0,041 0,036
9 Erzurum 0,118 0,477 0,842 0,979
10 Eskişehir 0,547 0,429 0,412 0,270
11 Gaziantep 0,189 0,278 0,403 0,390
12 Hatay 0,498 0,345 0,327 0,532
13 İstanbul 0,129 0,144 0,171 0,226
14 İzmir 0,119 0,135 0,183 0,219
15 Kahramanmaraş 0,191 0,212 0,281 0,348
16 Kayseri 0,452 0,395 0,233 0,280
17 Kocaeli 0,503 0,501 0,459 0,518
18 Konya 0,483 0,463 0,480 0,476
19 Malatya 0,174 0,190 0,230 0,234
20 Manisa 0,163 0,229 0,255 0,365
21 Mardin 0,924 0,798 0,552 0,500
22 Mersin 0,178 0,188 0,339 0,379
23 Muğla 0,166 0,056 0,037 0,119
24 Ordu 0,780 0,851 0,963 0,110
25 Sakarya 1,006 0,851 0,811 0,689
26 Samsun 0,987 1,045 1,147 0,634
27 Şanlıurfa 0,201 0,148 0,098 0,164
28 Tekirdağ 0,267 0,211 0,330 0,327
29 Trabzon 0,335 0,229 0,238 0,215
30 Van 0,219 0,278 0,336 0,375

Kaynak: Büyükşehir Belediyelerinin 2014, 2015,2016 ve 2017 yılı Faaliyet Raporları ve Sayıştay Denetim Raporlarından elde edilen bilançolardan hesaplanarak oluşturulmuştur.

*Tablolarda sarı renk ile dolgu yapılan kutucuklar ideal değere sahip oranları göstermektedir.

Samsun ve Sakarya’da bu oranlar kötü olmakla birlikte trend iyiye gitmekte olup 2017 değeri ideal orana yakındır. Erzurum ise giderek kötüleşen bir trend çizmiştir. Adana ise tüm dönemler için olumsuzdur. Özellikle Erzurum Büyükşehir belediyesinde bu oran 0,979 ve Adana da ise 0,959 değeri ile oldukça kötüdür. Bu belediyeler bir sermaye şirketi gibi kabul edilse Erzurum için hisselerin % 98’i ve Adana için % 95’inin yabancıların elinde olduğu sonucu çıkarılabilir. Yani bu iki

 

 

il için bütün sahip olunan iktisadi kıymetlerin neredeyse tamamının yabancı kaynaklarla finanse edildiği yani borçla elde edildiği söylenebilir.

5.5.     Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin Likidite Oranlarının Birlikte Karşılaştırılması

Borç ödeme gücünün ve mali yapının daha nesnel ve tüm yönleriyle bütüncül değerlendirilerek, mali yapı hakkında daha sağlıklı ve anlamlı karşılaştırmalar yapılabilmesi amacıyla likidite oranları Tablo 8’de birlikte analiz edilmiştir.

Tablo 8 de tüm oranlar birlikte değerlendirildiğinde;

  • Sadece Diyarbakır Büyükşehir belediyesinde tüm likidite oranlarının ideal oranın üzerinde olduğu görülmektedir.
  • Denizli, Mardin, Mersin, Muğla ve Tekirdağ illeri ideal değerlere sahip olup güçlü mali yapıları vardır.
  • Tüm oranlar beraber değerlendirildiğinde Aydın, Balıkesir, Gaziantep ve Hatay illerinin de güçlü bir mali yapıya sahip oldukları görülmektedir. Aydın 2016 yılı dışında oldukça potizif oranlara
  • Ankara’nın, nakit oran dışındaki diğer oranları ideal oranın üzerinde olduğu için sürdürülebilir bir mali yapıya
  • Şanlıurfa 2014 yılı dışında ideale yakın ve ideal oranlara Şanlıurfa ili için özellikle asit-test oranı ve nakit oranının idealin üzerinde olması mali sürdürülebilirlik açısından olumludur. Şanlıurfa İlinin 2014 yılında büyükşehir statüsü kazanmasının mali yapısının güçlenmesine katkı yaptığı söylenebilir.
  • İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya ve Van illeri yönetilebilir bir borç yapısına sahiptir ancak bu illerin 2017 yılı mali yapı oranları negatif hesaplanmıştır. Ayrıca bu illerin oran eğilimleri de negatif yöndedir. Bu eğilim de dikkate alındığında bu illeri için acil yapısal tedbirler alınması gerektiği söylenebilir.
  • Sakarya 2017 yılında asit test oranını ve nakit oranını düzelterek ilk üç yıldaki olumsuz görünümünü pozitife çevirmiştir.
  • Kocaeli 2014 yılı hariç stabil bir seyir izlemiş olup oranları borç sürdürülebilirliğine imkan verecek düzeydedir.
  • Antalya, Bursa, Eskişehir, Manisa, Ordu ve Trabzon illerinin nakit oranları kısmen yeterli olup, diğer likidite oranları oldukça negatiftir. Bu nedenle borçlarının iyi yönetilmemesi durumunda mali sorun yaşamaları yüksek olasılıktır. Bu büyükşehir belediyeleri zayıf bir bütçe sürdürülebilirliğine
  • Erzurum sadece 2014 yılında ideal oranlara sahipken son üç yılda ideal değerlerden çok uzaklaşmış olup zayıf bir mali yapısı vardır.
  • Tüm oranların olumsuz olduğu iller Adana, Malatya ve Samsun’dur. Bu illerde hiçbir dönemde hiçbir likidite oranı olumlu hesaplanmamıştır. Aynı zamanda Adana ve Samsun illerinde finansal kaldıraç oranının da tüm dönemler için olumsuz olduğu Tablo 7’de görülmektedir. Bu belediyelerin mali yapı oranları hiçbir dönemde ideal değerlere ulaşamamıştır. Sadece Malatya’nın finansal kaldıraç oranı güçlüdür. Malatya finansal kaldıraç oranının pozitif olması sayesinde kısa vadeli borçlarının konsalidasyonunu sağlayabilmesi halinde sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşma şansına

 

 

Tablo 8: Türkiye’deki Büyükşehir Belediyelerinin 2014-2017 Yılı Dönemi Likidite Oranları

 

2014 Yılı 2015 Yılı 2016 Yılı 2017 Yılı
Cari oran Asit

Test oranı

Nakit oran Cari oran Asit

Test oranı

Nakit oran Cari oran Asit

Test oranı

Nakit oran Cari oran Asit

Test oranı

Nakit oran
1 Adana 0,43 0,42 0,014 0,39 0,39 0,009 0,49 0,48 0,005 0,4 0,392 0,004
2 Ankara 1,94 1,75 0,115 2,89 2,66 0,110 2,54 2,35 0,103 2,34 2,140 0,092
3 Antalya 0,57 0,52 0,225 0,73 0,67 0,356 0,56 0,48 0,108 0,59 0,528 0,163
4 Aydın 2,07 2,02 0,662 2,50 2,44 1,701 0,97 0,93 0,330 1,70 1,667 1,017
5 Balıkesir 1,81 1,81 0,599 2,70 2,70 1,789 1,75 1,75 0,648 0,84 0,839 0,378
6 Bursa 1,45 1,43 0,110 1,08 1,07 0,069 0,87 0,86 0,008 0,59 0,584 0,007
7 Denizli 3,41 3,31 0,160 11,31 10,81 1,407 4,29 4,07 0,469 4,88 4,630 1,121
8 Diyarbakır 5,24 4,49 1,648 2,18 1,64 0,629 2,60 2,20 1,322 2,37 1,541 0,651
9 Erzurum 2,61 2,49 0,814 0,34 0,32 0,019 0,21 0,19 0,065 0,32 0,304 0,096
10 Eskişehir 0,45 0,40 0,231 0,48 0,40 0,209 0,51 0,44 0,157 0,70 0,590 0,394
11 Gaziantep 1,05 0,74 0,306 0,86 0,73 0,331 2,35 2,11 0,737 1,88 1,882 0,657
12 Hatay 1,41 1,40 0,458 1,64 1,61 0,249 1,24 1,23 0,176 1,70 1,664 0,302
13 İstanbul 2,52 2,41 0,283 2,24 2,09 0,319 1,88 1,72 0,121 0,99 0,960 0,039
14 İzmir 2,03 1,96 1,491 1,49 1,42 1,105 1,12 1,07 0,829 0,56 0,522 0,432
15 Kahramanmaraş 1,68 1,26 0,349 1,10 0,88 0,165 0,85 0,55 0,210 0,52 0,345 0,118
16 Kayseri 2,88 2,70 1,903 1,64 1,54 1,228 1,66 1,60 1,121 0,35 0,308 0,194
17 Kocaeli 0,32 0,31 0,324 1,14 1,13 0,602 2,60 2,59 1,670 0,95 0,904 0,590
18 Konya 1,80 1,77 0,331 1,29 1,27 0,251 1,56 1,54 0,218 0,87 0,855 0,111
19 Malatya 0,91 0,83 0,087 0,59 0,53 0,066 0,86 0,67 0,101 0,62 0,554 0,072
20 Manisa 1,19 1,18 0,654 0,31 0,31 0,156 0,41 0,40 0,260 0,18 0,158 0,038
21 Mardin 1,48 1,46 1,216 1,09 1,08 0,957 4,38 4,08 3,488 1,36 1,355 0,933
22 Mersin 2,66 2,34 0,699 1,72 1,50 0,241 1,77 1,59 0,402 1,38 1,377 0,529
23 Muğla 7,96 7,78 6,341 10,46 10,29 8,981 1,92 1,67 1,249 2,12 1,575 1,264
24 Ordu 0,40 0,36 0,187 0,50 0,49 0,381 0,20 0,16 0,094 0,28 0,222 0,164
25 Sakarya 0,55 0,51 0,132 0,61 0,57 0,241 0,49 0,45 0,328 1,11 1,026 0,304
26 Samsun 0,21 0,16 0,062 0,21 0,19 0,122 0,18 0,17 0,062 0,30 0,289 0,103
27 Şanlıurfa 0,56 0,56 0,283 1,06 1,06 0,519 1,31 1,31 0,583 1,18 1,180 0,307
28 Tekirdağ 6,31 6,20 3,496 4,29 4,20 3,111 1,53 1,43 0,542 1,61 1,536 0,576
29 Trabzon 0,60 0,57 0,165 0,84 0,81 0,383 0,65 0,62 0,241 0,65 0,605 0,196
30 Van 1,67 1,67 0,393 6,66 6,66 0,399 1,17 1,17 0,157 0,65 0,655 0,072

Kaynak: Büyükşehir Belediyelerinin 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılı Faaliyet Raporları ve Sayıştay Denetim Raporlarından elde edilen bilançolardan hesaplanarak oluşturulmuştur.

*Tablolarda sarı renk ile dolgu yapılan kutucuklar ideal değere sahip oranları göstermektedir.

6.Sonuç

Türkiye’de büyükşehir belediyeleri mahalli idareler içinde özgül ağırlığı en fazla olan idarelerdir. Çünkü nüfusun % 77’si büyükşehir belediye sınırları içinde yaşamakta ve bu idarelerin hizmet alanı ülke yüzölçümünün yarısından fazlasını kapsamaktadır. Ayrıca, mahalli idareler içindeki ekonomik büyüklükleri de % 80’dir. Bunun yanı sıra GSYİH içindeki payları 2017 yılı itibariyle % 4,1’e ulaşmıştır.

6360 Sayılı yasa ile büyükşehir belediyelerinin sorumlulukları artmış, bunun doğal sonucu olarak gelirleri de artmıştır. Ancak gelir artışı sorumluluklarındaki artışın gerisinde kalmıştır. Büyükşehir belediyelerinin gelirleri içinde merkezden aktarılan payların oranı yaklaşık % 80 iken öz gelirlerinin payı yaklaşık %20’dir. Bu da büyükşehirlerin merkeze bağımlılıklarını arttırmaktadır. Hizmet artışının maliyetinin gelirlerdeki artışla sağlanamaması, büyükşehirlerin borçlanmasına yol açmaktadır. Alınan borçlar kaynağına göre iç ve dış borçlardan, vadelerine göre de kısa ve uzun vadeli borçlardan oluşmaktadır. Artan borçlanma beraberinde faiz giderlerine de yol açmaktadır. Büyükşehir belediyelerinin bütçe içindeki faiz harcamalarının payı sürekli artmakta olup bu pay 2017 yılında % 3,2 olarak gerçekleşmiştir. Borçlanma, vade yapısı ve dövizdeki dalgalanmadan kaynaklanan riskleri taşımaktadır. Bu da borç ödeme gücü ve bütçe sürdürülebilirliğini yakından etkilemektedir. Bu etkilerin ölçülebilmesi için özel sektör kuruluşları tarafından etkili bir şekilde kullanılan mali analiz tekniklerinin büyükşehir belediyeleri tarafından da kullanılması ve buna göre ekonomik kararların verilmesi önemlidir. Bu amaçla çalışmada büyükşehir belediyelerinin mali durum tablosu olan bilançoları dört yıllık bir dönemi kapsayan dinamik bir oran analiz yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre mali yapısı en güçlü büyükşehir belediyesinin Diyarbakır

 

 

olduğu, en zayıf belediyelerin ise Adana, Malatya ve Samsun büyükşehir belediyeleri olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile tüm yerel yönetim birimlerinde çeşitli mali analiz teknikleri kullanılarak mali ve ekonomik durumun değerlendirilebileceği ve finansal bilgi kullanıcıların kararlarında bu analiz sonuçlarına göre hareket etmelerinin daha faydalı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Kaynakça

195 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname. 1982 Anayasası.

2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları Büyükşehir Belediyelerine ait Sayıştay Denetim Raporları. Erişim Adresi: https://www.sayistay.gov.tr/tr/?p=2&ContentID=1738,1899,12123,12364

2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları Büyükşehir Belediyesi Faaliyet Raporları

2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun.

5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu.

6360 Sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.

Akdoğan, N. veTenker, N. (2007). FinansalTablolarve Mali AnalizTeknikleri. Ankara: Gazi Kitabevi. Akduğan, U. ve Agun, B.H. (2018). Türkiye’de Belediyelerin Mali Sürdürülebilirliği: Birincil Denge

Yaklaşımı.Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20(2), 207-222.

Akgüç, Öztin (2017). Mali Tablolar Analizi. İstanbul:Arayış Basım ve Yayıncılık.

Alper, A. Ve Biçer, E. B. (2018). Kamu Hastanelerinde Finansal Performansın Oran Analizi İle Ölçülmesi: Bir Kamu Hastanesi Örneği. Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 18(2), 337-357.

Anjum, S. (2010). An Overview Of Financial RatiosFrom 1900‘S TillPresent. International Journal Of ResearchIn Commerce & Management, 1(8), 126-131.

Atalay, A. (2018). Dış Kaynaklı Kredilerin Belediyelerin Finansal Sürdürülebilirliğine Katkısının Araştırılması. (Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi). İller Bankası, Ankara.

Berkdemir, S. ve Altun, N. (2018). Sigorta Sektöründe Oran Analizi ve Puanlama Yöntemi. Sakarya İktisat Dergisi, 7(1), 70-91.

Çabuk, Adem veLazol, İbrahim (2018). Mali TablolarAnalizi.Bursa: EkinYayınevi.

Çapar, S. ve Demir, R. (2017). Türkiye’de Büyükşehir Yapılanması ve 6360 Sayılı Kanuna Uygulayıcıların Bakışı. Türk İdare Dergisi, 484, 39-90.

Çiçek, Ş. E., Dikmen, S. Ve arslan, P. (2015). Türkiye’de Belediyelerin Performansının Harcama Yapıları Açısından Analizi. Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi, 11 (24), 59-74.

Dağ, M., Kızılkaya, O. ve Kızılkaya, F. (2018). Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Bütçe Sürdürülebilirliği Üzerine Bir Uygulama. Finans Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, 55,(635), 65-72.

Demir, V. ve Çelik, İ. (2015). Türk İhracatçılarının Mali Tablo Analizleri: Kriz Sonrası Döneme İlişkin Sektörel Karşılaştırma. Muhasebe ve Denetime Bakış, 46, 53-80.

 

 

Durgun, A. (2018). 6360 Sayılı Kanun Kapsamında Büyükşehir Belediyelerinin Mali Açıdan Analizi: Antalya Büyükşehir Belediyesi Örneği. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta.

Ersöz, M. (2017). Kamu Kurumlarında Mali Tablo Analiz Yöntemlerinin Uygulanabilirliği. Sayıştay Dergisi, 105, 1-40.

Gölçek, G. A. (2016). Yerel Yönetimlerde Borçlanma. TBB İller ve Belediyeler Dergisi, 814, 62-68. Görmez, A. H. ve Kızıltaş Uzunali, E. (2019). Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Bütçe

Sürdürülebilirliği: Antalya Büyükşehir Belediyesi Örneği. Uluslararası Sosyal Araştırmalar

Dergisi, 12(62), 1304-1315.

Gündüz, İ. O. ve Yakar, S. (2013). Yerel Yönetim İflası Ve Türkiye Değerlendirmes i. Ç.Ü. Sosyal Biimler Enstitüsü Dergisi, 22(2), 145-164.

Güngör, H. (2012). Yeni Büyükşehir Yönetimi ve Geçiş Nedenleri. İller ve Belediyeler Dergisi, 774- 775, 19-31.

Güngör, S. (2011).Yerel Yönetimlerin Borçlanmaları. Akademik Bakış Dergisi, 24, 1-16.

Hastürk, E. Y., (2014).Antropometrik Verilerde Altın Oran, Mesleki Bilimler Dergisi, 3 (2 ), 173 –

177.

Horrigan, C.O. (1968). A ShortHistory of Financial Ratio Analysis. The Accounting Rewiew, April, 284-294.

İllerin Yüzölçümleri. Bilgi Ufku (2019). Erişim Adresi: http://www.bilgiufku.com/illerin- yuzolcumleri- illerin-buyuklukleri.html

İpek, S. ve Engin, R. (2016). Belediye Gelirleri İçinde Harcamalara Katılma Paylarının Yeri ve Önemi: Çanakkale Belediyesi Örneği. Yönetim Bilimleri Dergisi, 14(28), 467- 481.

Kablan, A. (2016). Financial Statement Analysis in Municipalitiesand an Application. International Journal of ResearchIn Business andSocialScience, 2(3), 75-86.

Kaygısız Ertuğ, Z. Ve Girginer, N. (2015). Bütünleşik VZA ve GİA Yöntemleriyle Büyükşehir Belediyelerinin Mali Etkinlik Analizi: Türkiye Örneği. International Journal of EconomicandAdministrativeStudies, 8(15), 411-428.

Kluza, K. (2017). Risk assessment of thelocalgovernmentsectorbased on theratioanalysisandthe DEA method. Evidencefrom Poland.EurasianEconRev, 7, 329–351.

Kurum     Bazında      Mahalli      İdareler      Bütçe     Giderleri     (2019)      Erişim     Adresi: https://www.muhasebat.gov.tr/content/duyuru/kurum-bazinda-mahalli-idareler-butce- giderleri /173414,180674, 187684190863

Laitinen, E.K.(2018). Financial Reporting: Long-TermChange of Financial Ratios.AmericanJournal of Industrialand Business Management, 8, 1893-1927.

Mahalli idareler mali verileri (2019) Erişim Adresi: http://www.bumko.gov.tr/TR,187/mahalli- idareler.html

Mali    Analiz   Raporu   (2019).   Erişim   Adresi:   https://www.muhasebat.gov.tr/portal/file- attachment?id=MUH-155745&title=2016-yili-mali-analiz-raporu-s,79

McDonald III, B. D. (2017). MeasuringtheFiscalHealth of Municipalities. WorkingPaper WP17BM,

1-21.

Öğünç, H. (2018). Gıda ve Tekstil Sektörlerinin Karşılaştırmalı Finansal Analizi (2014-2016 Dönemi).

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bucak İşletme Fakültesi Dergisi, 1(1), 53-70.

 

 

Ökmen, M. ve Koç, N. (2015).Türkiye’de Belediye Gelirleri İçinde Borçlanma ve Borçların Azaltılması İçin Öneriler. Yönetim ve Ekonomi, 22(2), 551-565.

Rivenbark, W.C. andRoenigk, D.C. (2011). Implementation Of Financial Condition Analysis InLocalGovernment. PAQ Summer, 241-268.

Siverekli, E. (2015). Türkiye’de Merkezi Yönetim İle Belediyeler Arasındaki Mali İlişki: Şanlıurfa Örneği. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 46, 21-42.

Sonğur, C., Kar, A., Top, M., Gazi, A. ve Babacan, A. (2016). Türkiye Kamu Hastane Birlikleri Hastanelerinin Finansal Performanslarının Değerlendirilmesi: Finansal Tablo Analizleri. Sayıştay Dergisi, 100, 1-26.

Tekin, Ö. F. (2018). Türkiye’de Büyükşehir Yönetimi ve 6360 Sayılı Yasanın Getirdiği Değişim: Konya Örneği. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 55, 84-105.

TÜİK temel İstatistikler. (2019). Erişim Adresi http://www.tuik.gov.tr/ UstMenu.do? metod= temel ist

TÜİK temel İstatistikler. (2019). Erişim Adresi: http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do? metod=temelist

Türk Dil Kurumu. (2019) http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts&view= bts&kategori1= veritbn&kelimesec=243707

Türkçe Sözlük. (2019). Erişim Adresi https://www.google.com/türkçe+sözlük&oq =Türkçe &aqs= chrome 3.69i57j0l5.4841j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-#dobs=büyükşehir

Uğur, A. (2009). Avrupa Birliği Ülkelerinde Yerel Yönetimlerin Borçlanma Ve Mali Disiplin Sorunu.

Türk İdare Dergisi, 465, 177-200.

Yılmaz, H.H. (2013). Türkiye’de Belediyelerin Mali Yapıları ve Mali Farklılaşma. Ankara: Türkiye Belediyeler Birliği Yayınları.

 

 

COMPARISION WITH THE RATIO ANALYSIS METHOD THE FINANCIAL STRUCTURES AND BUDGET SUSTAINABILITIY OF THE METROPOLITAN MUNICIPALITIES IN TURKEY

Extended Abstract

Aims: The objective of this study is to conduct comparative analysis of the financial structure and budget sustainability of the metropolitan municipalities by applying the financial statement ratio analysis techniques that are used effectively in private sector organizations and direct the decisions of financial information users to the financial statements of the metropolitan municipalities in Turkey. Also, with the use of these analysis techniques, it is aimed to contribute to the aim of Effective, Efficient and Economical Use of Public Resources as stated in the Law No 5018 on Public Financial Management and Control, with the dissemination of its use in all public institutions, especially in local public institutions. In this study, it is also aimed to draw more attention in terms of both literature and bureaucracy and politicians to the fact that Private Sector Financial Structure and Budget Sustainability analyzes can also be used by public institutions, and to contribute to the development of studies in this field.

Method(s): In this study, firstly, a short description is given about Metropolitan municipal works in Turkey and after, giving general information about rate analysis techniques and balance sheet, the financial statements ratio analysis of the Metropolitan Municipalities in Turkey is conducted in comparison with each other, and an overall assessment is made about the sustainability of the budget. Current ratio of liquidity ratios showing short-term solvency, and financial leverage ratio from financial structure rates, showing the long-term solvency as well as acid test rate and cash ratio are applied to the data obtained from the Financial Statements of the Metropolitan Municipalities in Turkey and financial structure and budget sustainability are examined.

In the analysis, the data obtained from the balance sheet of the metropolitan municipalities in Turkey belonging to the period of 2014-2017, State Audit Court’s reports and official data obtained from the annual reports of the relevant municipalities were used. The reason why the analysis was started in 2014 is that the effectiveness of the Law No. 6360 with the Local Administrations elections held in 2014, and the expansion of the jurisdictions of the metropolitan municipalities to the territorial boundaries of the provinces.

In this study, instead of a single financial period, four periods were selected and a trend analysis was performed with ratio analysis. Thus, the development of the ratios obtained in the implementation process of Law No. 6360 has been tried to be put forward.

Findings: When the current ratios of metropolitan municipalities are examined, Denizli, Muğla and Ankara were found to have ideal proportions and as of 2014, the current ratio has been observed to decrease in all provinces. This situation can be explained by the fact that the cost increase in the metropolitan municipalities cannot be covered with the income increase with the Law no.6360.

When the acid test rates of the metropolitan municipalities are examined, the ideal ratio was reached in Denizli, Ankara, Hatay, Muğla, Diyarbakır, Tekirdağ, Mersin and Mardin. Relative to the number of provinces with current rates, the increase in the number of provinces with this ratio is positive. Because, the acid test rate, is more meaningful than the current ratio, as it shows the solvency power without being dependent on inventories. The fact that this ratio is better than the current ratio shows that the stocks of municipalities are insufficient. This is a reliable data. The municipalities do not have a situation that requires holding stock in their hands like commercial organizations.

Metropolitan municipalities with ideal cash rates are Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Gaziantep, İzmir, Kocaeli, Mardin, Mersin, Muğla, Şanlıurfa and Tekirdağ. The measures that should be taken urgently in order to ensure that the provinces that do not have the ideal cash ratio will not

 

 

experience a debt crisis, the asset structure of these provinces should be examined in more detail, the maturity of the receivables should be shortened and if this is not possible, the extension and restructuring of the maturity of the debts. (54)

The financial leverage ratio is ideal for all metropolitan municipalities except Erzurum and Adana. This situation shows that municipalities have no negative characteristics regarding long-term solvency and asset ownership.

As a result, it was found that within 30 metropolitan in Turkey, only the Diyarbakır Metropolitan Municipality has the ideal rates in all periods, and Aydın, Denizli and Muğla Metropolitan Municipalities have achieved the ideal ratio values in three of four periods, and other metropolitan municipalities’ financial conditions and solvencies are deficient. When evaluating in general terms, it is seen that the financial status and budget sustainability of the metropolitan municipalities in our country is weak, and the rates found in the analysis for the period after 2014 as of the effectiveness of the Law no. 6360, fall away from the ideal ratio.

Conclusion: With the Law No. 6360, the responsibilities of metropolitan municipalities increased, and as a result of this, revenues have also increased. However, revenue growth lagged behind the increase in responsibilities. The fact that the service increase cost, cannot be covered by the increase in revenues, leads to the borrowing of metropolitans. Liabilities are composed of domestic and foreign debts according to their sources, and as short and long term debts according to their maturities. Increase of liabilities leads also to interest expenses. The share of the interest expenditures of the metropolitan municipalities in the budget has been increasing and this share has been realized as 3.2 % in 2017. Borrowing bears the risks arising from the maturity structure and the currency fluctuation. This affects the solvency and budget sustainability closely. In order to measure these affects the use by the metropolitan municipalities of the financial analysis techniques which are used effectively by private sector organizations and making economic decisions accordingly are important. In this study, it was concluded that the economic and financial situation can be assessed in all local government units in Turkey, by using various techniques of financial analysis, and that it will be more beneficial to act according to the results of this analysis in their decisions of the financial information users.

 Emine UZUNALİ                          Abdurrahman Halit GÖRMEZ

 

The post Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları Oran Analiz Yöntemiyle Karşılaştırılması appeared first on .

]]>
Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Bütçe Sürdürülebilirliği https://oriondenetim.com/buyuksehir-belediyelerinin-mali-yapilari-ve-butce-surdurulebilirligi/ Thu, 19 Sep 2019 22:30:23 +0000 http://oriondenetim.com/?p=604 BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN MALİ YAPILARI VE BÜTÇE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ: ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ Abdurrahman Halit GÖRMEZ Emine KIZILTAŞ UZUNALİ** Öz Bu çalışmanın amacı, yaygın olarak özel sektör kuruluşlarında kullanılan mali tablo rasyo analizleri ile mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik çalışmalarının yerel kamu … Daha Fazlasını Oku

The post Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Bütçe Sürdürülebilirliği appeared first on .

]]>

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN MALİ YAPILARI VE BÜTÇE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ: ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ

Abdurrahman Halit GÖRMEZ

Emine KIZILTAŞ UZUNALİ**

Öz

Bu çalışmanın amacı, yaygın olarak özel sektör kuruluşlarında kullanılan mali tablo rasyo analizleri ile mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik çalışmalarının yerel kamu kuruluşlarında da uygulanabileceğinin test edilmesidir. Örnek olarak Antalya Büyükşehir Belediyesi seçilmiştir. Çalışmada, konu ile ilgili literatür taraması yapıldıktan sonra, Antalya Büyükşehir Belediyesinin resmi raporlarından elde edilen veriler analiz edilmiştir. Sonuçta, Antalya Büyükşehir Belediyesinin borç ödeme gücünü gösteren rasyoların ideal oranların altında olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu durum, Antalya’nın özel konumu nedeniyle, merkezi yönetim transfer harcamaları olmaksızın, mevcut mevzuat çerçevesinde mali yapısının zayıf kaldığını ve bütçe sürdürülebilirliğinin azaldığını göstermektedir.

Çalışmada elde edilen bulgulardan, özel sektörde kullanılan mali tablo rasyo analizlerinin yerel kamu kuruluşlarında da uygulanabileceği düşünülmektedir. Bu analizlerin, yerel kamu kuruluşlarının mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlikleri konusunda politika yapıcılar, yöneticiler ve diğer bilgi kullanıcıları için objektif karar almalarında katkı sunacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Bütçe Sürdürülebilirliği, Mali Tablo Rasyo Analizi, Belediye, Antalya Büyükşehir Belediyesi. Abstract

Due to Antalya’s special location t he financial structure of Antalya without central government transfer expenditures is weak in the current legislation and the budget sustainability has decreased.

1. GİRİŞ

Bütçe sürdürülebilirlik analizleri içinde rasyolar, esas itibariyle özel sektör kuruluşlarının mali yeterlilikleri ve borç ödeme kapasitelerinin ölçülmesinde kullanılır. Bu çalışmada, bir özel sektör kuruluşu olmamasına rağmen Antalya Büyükşehir Belediyesinde mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik analizinde mali tablo rasyo analizi kullanılmıştır. Özel sektörde geliştirilen ve kullanılan bütçelere ilişkin tekniklerin kamu bütçeleri için de kullanılışı yeni olmayıp, performans bütçe sisteminin kamu sektöründe kullanımına kadar gider. Performans bütçe sistemi esas itibariyle gider bütçesinin hazırlanışı, uygulanışı ve denetimi odaklı iken, mali tablo rasyo analizleri daha çok mali yapı ve bütçenin sürdürülebilirliğine ilişkin bilgilerin üretilmesi amaçlı kullanılır. Mali tablo rasyolarından elde edilen bulgular kuruluşun mali gücünü, borç ödeme yeterliliğini ve yeni mali politikalar geliştirilip geliştirilemeyeceğini gösterir.

Kamu mali yönetiminde performans esaslı bütçeleme sisteminin kullanıldığı günümüz Türkiye’sinde yönetsel sorumluluğun ön plana çıktığı bir dönemde bütçe sürdürülebilirlik rasyo analizleri kamu mali yönetiminde de önem arz etmektedir. Özel sektörde mali sürdürülebilirlik amaçlı kullanılan mali tablo rasyo analizinin bir kamu kuruluşu olan büyükşehir belediyeleri için uygulanışına literatürde pek

 Öğr. Gör., Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu
** Doç. Dr., Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Bütçe ve Mali Planlama Anabilim Dalı

THE FINANCIAL STRUCTURES OF METROPOLITAN MUNICIPALITIES AND THE BUDGET

SUSTAINABILITY: THE CASE OF ANTALYA METROPOLITAN MUNICIPALITY

The purpose of this study is to test the ratio analysis of financial tables used in private sector organizations and the

applicability of

budget sustainability studies in local public institutions.

Antalya Metropolitan Municipality was chosen as an example.

In this study, after literature review on the issue, the datas obtained from the official reports of the Antalya Metropolitan Municipalities

were analyzed. The ratios result show the power of debt payment of Antalya Metropolitan Municipalities were found to be below the

ideal.

his situation shows that t

As a result of this study, it is considered that the ratio of financial tables used in the private sector can be applied in local public institutions. It is thought that these analyzes will contribute to making objective decisions about financial structure and budget sustainability for policy makers, managers and other information users.

Keywords: Budget Sustainability, Financial Statement Ratio Analysis, Municipality, Antalya Metropolitan Municipality.

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

rastlanılmamakta birlikte, bu çalışma ile yerel kamu kuruluşu olan Antalya Büyükşehir Belediyesinde test edilerek pratikte ve literatürde bu yöne dikkat çekilmesi amaçlanmıştır.

Türkiye’de belediyelerde idari yerinden yönetim ilkesi hakim olduğundan, belediye meclislerinin kendi kanunlarını çıkararak gelirlerini arttırabilme gibi bir durumları söz konusu değildir. Bu nedenle yürürlükteki kanunlar çerçevesinde mali durumlarını yönetmek zorundadırlar. Kanunlar ile konulmuş olan saydamlık hükümlerine göre belediyelerin mali yapılarını gösteren bütçe ve kesin hesap ile faaliyet raporları kamuoyu ile paylaşılmaktadır ve bilgi kullanıcıları belediyelerin mali yapıları hakkında bilgi sahibi olmaktadırlar. Mali tablo rasyolarının olumlu olması, belediyelerin kamusal hizmetlerini gerçekleştirilebilmesi için daha kolay ve hızlı kaynak bulabilmelerini sağlayacağı gibi, mal ve hizmet alımı ile yapım ihalelerinde katılım isteğini arttıracak ve tekliflerin maliyetini azaltacaktır.

Özel şirketler, rakipleriyle rekabet edebilmek için ölçülebilir hedefler belirleme, performans ölçme, mali tablo denetimi gibi konularda analizler yapmaktadırlar. İşletmenin mali gücü, karlılığı ve rekabet düzeyi yapılan analiz sonuçlarına göre tespit edilmekte ve finansal bilgi kullanıcıları bu sonuçlara göre değerlendirmeler yapmaktadırlar. Kamu kesiminde bu tip analizler yapılmamakla birlikte hizmet talebi ve bütçe kısıtı göz önüne alındığında, hizmette etkinlik ve verimlilik sağlamak için bu analizlerin yapılması anlamlı hale gelmektedir. Özel sektör bütçe tekniklerinin kamu kesimine uyarlanması yeni bir çalışma olmayıp, performans bütçe sistemi de özel sektörde kullanılan bütçe tekniğinin kamu kesimine uyarlanmasıyla geliştirilen bir kamu bütçeleme tekniğidir.

Kamu kurumlarının, özel şirketlerin yönetim teknikleri ve değerlerini kendi bünyelerine uyarlamaları, esnek hareket etme kabiliyetinin zayıflığı, yetkin personel azlığı gibi nedenlerle oldukça güçtür. Buna rağmen özel sektör işletmelerinin kullandıkları finansal analiz teknikleri belediyelere de uygulanabilir. Belediyelerin kar amacı gütmeyen bir yapısının olması, bu kurumların özel sektörün uyduğu uluslararası muhasebe standartlarına uymaması gibi durumlar bu analiz tekniklerinden faydalanılmasına engel teşkil etmez.

Bu çalışma, hem yerel kamu yönetiminde mali sürdürülebilirliğin yönetilmesi için mali tablo rasyolarının kullanılabilmesinin önemini ortaya koymakta, hem de literatürde yaygın olarak özel sektör açısından incelenen tekniğin yerel kamu yönetimi için de kullanılabilmesi konusunda teknikler geliştirilmesinde öncü olması amaçlanmaktadır. Çalışmanın odak noktası, özel sektörde yaygın olarak kullanılan mali sürdürülebilirlik rasyo analizlerinin yerel kamu yönetiminde uygulamasının araştırılmasıdır. Çalışmada, önce Türkiye’de büyükşehir belediyeciliği hakkında kısa bilgi verildikten sonra, Antalya Büyükşehir Belediyesi örneğinde mali tablo rasyo analizleri yapılmış ve bir değerlendirme ortaya konulmuştur.

2. TÜRKİYE’DE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYECİLİĞİ

Dünya nüfusu katlanarak artmaktadır ve çağımızda nüfusun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşamaktadır. Şehirler ise nüfus artışı, göçler, sanayileşme, iş olanaklarının fazlalığı, eğitim, kültür ve sağlık hizmetlerine şehirlerde daha kolay ulaşılması gibi nedenlerle hızla büyümektedir. Büyükşehirlerdeki nüfus artışı şehirlerin fiziki alanlarının da büyümesine neden olmuştur. Büyükşehirlerdeki bu hızlı büyüme ise sağlıklı bir büyüme değil, patolojik bir büyümedir. Bu patolojik büyüme beraberinde çarpık kentleşme, gecekondulaşma, çevre kirliliği, trafik gibi birçok soruna da sebep olmaktadır. Bu sorunlar da yeni yönetim arayışlarını doğurmuştur. Türkiye içinde şehirleşme bu dünya paralelinde gelişmiştir. Dünya nüfusunun büyük bir kısmının belirli merkezlerde aşırı yoğunlaşması ile buralar için büyükşehir, metropol, anakent gibi kavramlar sıklıkla kullanılmaya başlamıştır.

Türkiye’de idari yönetim, merkezi yönetim ve yerel yönetimler arasında paylaşılmıştır. Yerel yönetimler, mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamak amacıyla kurulan ve karar organları seçimle iş başına gelen kamu tüzel kişiliğine haiz kuruluşlardır. Yerel yönetimler ülkemizde üçe ayrılmakta olup bunlar; köy, il özel idaresi ve belediyelerdir. Cumhuriyetin ilk yıllarında kırsal nüfus kentsel nüfusun çok üzerindeyken zamanla kentsel nüfus oranı kırsal nüfusun önüne geçmiştir. 1970 yılında nüfusun % 71,3’ü kırsal nüfusu kalan % 28,7’lik kısmı ise kentsel nüfusu oluştururken, bu oran yıllar itibariyle sürekli kentsel nüfusun lehine artarak 2017 yılında kırsal nüfus % 7,5 ve kentsel nüfus % 92,5 olarak gerçekleşmiştir (TÜİK). Yani köy ve beldelerde yaşayan nüfus son elli yılda oransal olarak 10 kat azalmış ve kentli nüfus kırsal nüfusun yaklaşık 12 katına çıkmıştır. Bu da yerel yönetimlerde belediyelerin ağırlığını arttırmaktadır. Bunun sonucunda da nüfus artışıyla birlikte artan hizmet talepleri ve çeşitliliği nedeniyle belediyelerle ilgili yasal düzenlemeler sıkça değiştirilmekte ve yeni yasal düzenlemeler yapılması zorunlu hale gelmektedir. Böylece, belediyelerin mali yapı ve bütçe sürdürülebilirliklerinin iyi yönetilmesi zorunlu hale gelmiştir ve bunun için

-1305-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

performans esaslı bütçe uygulanmasının yanında mali tablo rasyo analizlerinin de kullanılması önem arz etmektedir.

27.06.1984 yılında kabul edilen 3030 Sayılı “Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” ile birlikte Türkiye’de ilk olarak en kalabalık üç şehir olan Ankara, İstanbul ve İzmir’de büyük şehir belediyeleri kurulmuştur. Şu an Türkiye’de 81 ilden 30’u büyük şehir belediyesi olarak örgütlenmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’de Büyükşehir Belediye Yönetimlerinin mali yapıları ve bütçe sürdürülebilirliği konusu Antalya ili özelinde değerlendirilmektedir.

2.1. Türkiye’deBüyükşehirKavramıveGelişimi

Devlet örgütlenmesinde, ulus-altı kent-bölge yapılanmaları (Özışık, 2015, 317)tarzında kent yönetimi örgütlenmeleri bulunmaktadır ve büyükşehir belediyeleri de bunlardan biridir. Bir kent yönetiminin büyükşehir olmasında temel belirleyici unsur nüfus miktarıdır (5216 sayılı K. m. 4). Büyükşehir kavramı metropol, anakent gibi kavramlar ile de ifade edilmektedir (Türkçe Sözlük). Türkiye’de bir kentin büyükşehir belediyesi olarak örgütlenmesinde nüfusunun 750.000’den fazla olması belirleyici unsurdur ve büyükşehir belediye sınırları il mülki sınırıdır (5216 sayılı K. m. 4).

Ülkemizde de belli bölgelerde yaşanan sanayileşme, nüfus artışı gibi nedenler o bölgelerin aşırı büyümesine yol açmıştır. Nüfusun böylesine artması, kentsel alanların fiziksel olarak bozulmasına, sosyal ve kültürel birçok soruna yol açmış ve mevcut belediye idarelerinin kentsel büyümenin getirdiği sorunları karşılayamaması, büyükşehir yönetimlerinin kurulmasına neden olmuştur (Görmez, 2012, 53). Şehirlerin hızla büyümesiyle birlikte şehir ile köy arasındaki uzaklık ortadan kalkmış, birçok ilde olduğu gibi Antalya ilinde de şehir yerleşim yerleri kalabalıklaşarak şehir ile eskiden uzak sayılan köyler yeni yerleşimlerle birleşerek iç içe girmiştir.

Büyükşehir belediyesi, şehir merkezlerinin hızla kalabalıklaşması nedeniyle dağınık ve çarpık şekilde büyüyen merkezlerin bir düzen içinde gelişmesi ve kentsel hizmetlerin sağlıklı bir şekilde sunulması için planlanan yönetim modelleridir (Çınar vd.,2009, 38).Büyükşehir belediyelerinin kuruluşuna yetki veren en genel düzenleme 1982 Anayasasının 127. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Büyük yerleşim yerleri için özel yönetim biçimleri getirilebilir” şeklindeki ifadedir. Bu yetki ile Türkiye’de ilk defa 23 Mart 1984 tarih ve “195 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile yukarıda bahsedilen İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde büyükşehir belediyeleri kurulmuştur.195 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin hemen akabinde 27 Haziran 1984 tarihinde “3030 sayılı Büyükşehir Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” kabul edilmiştir. 3030 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerin yönetim yapısı, hukuki durumları, görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Bu kanun 2004 yılında kaldırılarak yerine 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ikame edilmiştir. Yeni kanunun amacı önceki dönemde görülen eksiklik ve olumsuzlukları gidererek, hizmetlerin değişen taleplere senkronizasyonunu sağlamaktır(Durgun, 2018, 82). 6360 sayılı Kanun, büyükşehir yönetiminde yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır (Güngör, 2012, 24). 6360 sayılı Kanunla, büyükşehir belediyesi sınırları il mülki sınırı olarak değiştirilmiş, Büyükşehir belediyesi olan illerde il özel idarelerinin tüzel kişiliği kaldırılmıştır (Adıgüzel, 2012, 160).

6360 sayılı Kanununla yerel yönetim sayılarının değişimi üzerindeki etkisi tablo 1 de görülmektedir. Ayrıca bu yasayla birlikte, Türkiye nüfusunun % 76’sı, coğrafi alanın ise % 50’si büyükşehir belediyesi sınırlarına dahil olmuştur (Arıkboğa, 2013, 63).

Tablo 1: 6360 Sayılı Kanun Öncesi ve Sonrası Yerel Yönetimlere İlişkin Rakamlar

Belediye Türü

6360 Sayılı Kanun Öncesi

6360 sayılı Kanun Sonrası

Büyükşehir Belediyesi

16

30

Büyükşehir İlçe Belediyesi

143

519

İl belediyesi

65

51

İlçe belediyesi

749

416

Belde Belediyesi

1.977

342

Toplam Belediye

2950

1.396

İl Özel İdaresi

81

51

Köy

34.395

17.834

Mahalle

19.103

36.740

Kaynak:(Durgun, 2018, 98)

-1306-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

Tablo 1’de de görüldüğü üzere, ülkemizdeki belediye sayısı Cumhuriyetin Kurulduğu 1923 yılında 421 iken, özellikle 1980’li yıllardan sonra hızla artmış bu sayı 2008 yılında 3215 olarak en çok sayıya ulaştıktan sonra, 2014 yılında 6360 sayılı Kanun ile birçok belediyenin tüzel kişiliği kaldırılarak 2018 yılı itibariyle bu sayı 1.398’e inmiştir (2017 Yılı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu, 7-8).

6360 sayılı Kanun ile insan hayatı odaklı, daha etkin ve kaliteli hizmet sunumunu esas alan, kaynakların ekonomik ve verimli kullanılmasıyla sağlanan tasarrufla yaratılan mali alanla hizmet arzını artıran ve çağdaş hizmet uygulamaları amaçlı yerel yönetim sistemi yaratılması hedeflenmiştir. Geçmişte yaşanan Türkiye’deki, az nüfuslu ve hizmet üretemeyen belediye oluşumlarının sakıncaların giderilmesi için, 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile büyükşehir sınırlarındaki ilk kademe belediyelerinin tüzel kişiliğine son verilmiştir. Ayrıca 6360 sayılı Kanunla büyükşehirlerdeki belde belediyeleri kapatılmış ve belediye sayısında önemli bir düşüş meydana gelmiştir (2017 Yılı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu, 41).

Yerel yönetimlerin mali durumları genelde; kaynak yetersizliği ve kaynakların rasyonel kullanılmaması şeklinde tezahür etmektedir. Kaynak yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar; optimum hizmet alanı ve nüfus büyüklüğü, gelir bölüşümü ve öz gelir oluşturma kapasitesinin zayıf olmasıdır. Kaynakların rasyonel kullanılmamasından kaynaklanan sorunlar ise modern yönetim metotlarının kullanılmaması, saydamlık, hesap verilebilirlik ve katılımcılık anlayışının uygulanamamasıdır (Durgun, 2018: 50).

Büyükşehir Belediyelerinin 5216 sayılı Kanunun 7’nci maddesine göre, büyükşehir belediyesi sınırlarındaki görev ve yetkileri, büyükşehir belediyesi ile büyükşehir ilçe belediyeleri arasında dağıtılmıştır. Bu maddede sayılan büyükşehir ve büyükşehir ilçe belediyelerinin görevleri oldukça kapsamlıdır. 6360 sayılı Kanun’la, büyükşehir belediyelerinin görev alanının il mülki sınırlarına genişletilmesiyle, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları artmıştır. Bu artışı karşılayacak gelir artışının sağlanıp sağlanamadığı ise tartışmalıdır.

6360 sayılı Kanun kent-kır ayrımını ortadan kaldırmış, ayrıca büyükşehirlerde il özel idaresi ve köyleri kaldırarak büyükşehir belediyelerini tek yetkili mahalli idare yapmıştır. 6360 sayılı kanunla, genel bütçe vergi gelirlerinden yerel yönetimlere ayrılan paylarının hem dağıtım oranları ve hem de dağıtım esasları değiştirilmiştir. 6360 sayılı kanun ile genel bütçeden yerel yönetimlere aktarılan pay yüzde 11,38’e çıkarılmıştır (Durgun, 2018, 127).

Büyükşehir olan illerin, diğer illere kıyasla daha hızlı bir sosyo-ekonomik gelişme gösterdikleri ve bu illerle diğer iller arasındaki makasın yıllar içerisinde arttığı, 2012 yılında Keser ve Gökmen tarafından yapılan ekonometrik çalışmada elde edilen bulgudur (Keser ve Gökmen,2012,36). Buna karşılık, yüzölçümü olarak Konya, Antalya, Mersin gibi büyük illerde hizmet sunmanın zorluğu, vatandaş talebinden ziyade, tepeden inme bir yapılanmaya sebebiyet verebileceği noktaları açısından eleştirilmektedir (Usta vd., 2018, 223-225). Büyükşehir belediyeleri sınırlarının mülki idare sınırları ölçeğinde genişletilmesi ekonomik etkinlik ve verimliliği arttırmıştır, ancak demokratik temsil ve katılımı zayıflatmıştır. Karar alıcılar büyüyen ölçekle birlikte yöre halkından uzaklaşmıştır. Devasa kaynaklara ve tartışılmaz yetkilere sahip büyükşehir belediye başkanları elde etikleri statü ile halktan koparak katılımcı belediye yönetim anlayışından uzaklaşırlar (Bayraktar, 2016, 8).

2.2. BüyükşehirBelediyelerininMaliYapısı

Ülkelere göre değişiklik göstermekle birlikte, belediyeler, hizmet sunumu ve demokratik yaşama yaptıkları katkı açısından en önemli yerel yönetim birimleridir. Belediyelerin bu özelliklerinin korunmasında ve sürekliliğinin sağlanmasında mali yapılarının rolü önemlidir. Türkiye gibi üniter yapılı devletlerde, öz gelirin yanında merkezi idareden mahalli idarelere transfer edilen gelirin payı da oldukça büyüktür (Siverekli, 2015, 22).

Mali yapı denilince akla ilk gelen kavram bütçe olup, bütçe; usulüne uygun olarak yürürlüğe giren meclis kararıdır. Büyükşehir belediye bütçesi, mali yıl içinde gelir ve gider tahminlerini gösteren, gelirlerin toplanmasına ve harcamaların yapılmasına yetki ve izin veren meclis kararıdır (Yılmaz, 2013, 25). Büyükşehir belediye bütçesi gider ve gelir bütçelerinden oluşmakta olup, gelir yetersizliği durumlarında bütçe açıkları borçlanma ile karşılanmaktadır. Yerel yönetim birimleri içinde en fazla borçlanan ve borçlanabilme kapasitesi yüksek olan idare büyükşehir belediyeleridir. Borçlanma, kolay fon sağlama aracı olarak düşünüldüğü için yöneticiler öz gelirlerini arttırma çabasından uzaklaşmaktadırlar (Güngör, 2011, 5). Mahalli müşterek ihtiyaçları yerine getirmekle görevli olan belediyelerin birçok gelir kaynağı olmasına rağmen, bu kaynakları tam kapasitede ve etkin bir şekilde kullanamamaları ve görevleriyle orantılı gelirlerin kendilerine tahsis edilmemesi belediyelerin borçlanmasının temel nedenidir (Gölçek, 2016, 68). Borçlanmayı

-1307-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

sürekli gelir kaynağı olarak gören bir belediye için borç düzeyi hızla artacak ve borçlanma maliyetleri yükselerek belediyelerin gelir kaynakları borç faizi ödemelerinde kullanılacak ve bu durum hizmetlerin aksamasına neden olacaktır (Uğur, 2009, 178).

Büyükşehir belediyeleri öz gelir kaynaklarını arttırmanın yanında mevcut bu gelirlerini de etkin bir şekilde tahsil etmelidirler. Uzun döneme yayılan ödeme süreleri ve siyasi kaygılarla ve oy kaybetme endişesiyle de cebri tahsil biçimlerini kullanmamaları mevcut gelir kaynaklarından da yararlanılmamasına neden olmaktadır (İpek ve Engin, 2016, 479).

Türkiye’de merkezi yönetimden yerel yönetimlere aktarılan transferler neredeyse gelirlerin yarısını oluşturmakla beraber bu gelirlerin yeterli ve dağıtım ölçülerinin sağlıklı olduğunu söylemek güçtür. Merkezi yönetim transferlerinin belediyelere gelişmişlik düzeyi de dikkate alınarak dağıtılması ve ayrıca öz gelir kaynaklarının arttırılmasına yönelik düzenlemeler yapılması belediyelerin mali yeterliliklerinin geliştirilmesi için önemlidir (Siverekli, 2015,22).

Merkezi idareden büyükşehirlere pay verilirken, nüfus yanında konut sayısı, yüzölçümü, kültür- sanat ve tarihi miras yönünden önemli görülecek yerleşim yerleri, gelişmişlik düzeyi gibi Avrupa’da kullanılan çoklu ölçütleri içeren düzenlemeler (Toksöz vd., 2009, 133), gelir paylaşımında kullanılabilecek araçlardır.

Tablo 2: 2014-2017 Yılları Büyükşehir Belediyeleri Bütçe Dengesi

Bütçe Kalemleri

2014

2015

2016

2017

Harcamalar

30.376.234

35.130.964

45.389.187

56.690.752

Personel Giderleri

3.082.843

3.473.337

3.902.741

4.019.313

Sosyal Güvenlik Kur. Prim.

483.625

546.592

615.872

634.460

Mal ve Hizmet Alımları

8.691.878

11.830.744

14.918.046

17.757.246

Faiz Harcamaları

889.864

902.409

1.094.178

1.797.241

Cari Transferler

1.606.878

2.063.199

2.409.467

2.716.755

Sermaye Giderleri

13.586.856

13.983.178

19.545.401

27.326.047

Sermaye Transferleri

672.174

1.020.101

691.376

850.510

Borç Verme

1.362.116

1.311.404

2.212.106

1.589.180

Gelirler

29.823.555

33.181.095

37.911.916

46.170.934

Vergi Gelirleri

446.920

488.616

601.396

660.227

Teşebbüs ve Mülk Gelirleri

2.913.070

3.444.479

3.530.230

5.613.741

Alınan Bağış ve Yardımlar

147.761

281.443

256.516

237.347

Faizler, Paylar ve Cezalar

22.003.872

26.954.911

30.457.024

36.277.814

Sermaye gelirleri

1.057.348

1.867.612

2.365.579

3.050.374

Alacaklardan Tahsilatlar

3.254.584

144.034

701.171

331.431

Bütçe Dengesi

-552.679

-1.949.869

-7.477.271

-10.519.818

Kaynak: 2014-2017 yılları Mahalli İdareler Genel Faaliyet raporlarından derlenmiştir.

Büyükşehir belediyelerinin tablo 2’de görüldüğü gibi gider ve gelirleri sürekli artmakla birlikte gider artışlarının daha fazla olması nedeniyle bütçe açığı hızla artmaktadır.

2.3. Büyükşehirbelediyelerininbütçesürdürülebilirliği

Büyükşehir belediyelerinin bütçe sürdürülebilirliği görev ve hizmetlerinin etkin ve sürekli bir şekilde yerine getirilebilmesidir. Türkiye’de merkezi idarenin bütçe sürdürülebilirliğini inceleyen çok sayıda çalışma bulunmasına rağmen yerel idarelerin bütçe sürdürülebilirliği ile ilgili çalışma yok denecek kadar azdır. Dağ ve arkadaşları tarafından 2007-2016 dönemini kapsayan ekonometrik çalışmada Türkiye’de büyükşehir belediyeleri açısından bütçe sürdürülebilirliğinin zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hizmetlerin sürdürülebilirliği için büyükşehir belediyelerinin bütçelerinin sürdürülebilir olması gereklidir. Hotunluoğlu tarafından 2016 yılında yapılan Türkiye’de 81 il belediyesinin bütçe sürdürülebilirliğini inceleyen ekonometrik çalışmada, belediye bütçelerinin “zayıf formda sürdürülebilir” olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye’de büyükşehir belediyelerinde bütçe sürdürülebilirliğinin “zayıf sürdürülebilirlik” durumundan “güçlü sürdürülebilirlik” durumuna geçmesi (Dağ ve diğ., 2018, 67-71) için neler yapılabilirin araştırılmasına ışık tutabilmek için, bu çalışmada mali tablo rasyoları kullanılarak Antalya Büyükşehir Belediyesi örneğinde mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik analizi yapılmaktadır.

3. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEMALİ YAPI VE BÜTÇE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sınırlarının 6360 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle ilin mülki sınırları olarak genişlemesi, halkın belediyecilik hizmetlerine olan talebini arttırmış ve bu hizmet talebinin sağlanabilmesi için güçlü bir mali yapı ve sürdürülebilir bir bütçe dengesinin sağlanması zorunluluk haline

-1308-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

gelmiştir. Bu bölümde, Antalya şehri hakkında genel bilgiler verildikten sonra Antalya Büyükşehir Belediyesinin gelir-gider dengesi incelenerek, bütçe sürdürülebilirliği, mali durum tabloları (bilanço) kullanılarak rasyo analiz yöntemiyle değerlendirilecektir.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin bütçe sürdürülebilirliğini analiz edebilmek için, öncelikle bu belediye bütçesi ile ne kadar nüfusa ve alana hizmet verildiğinin bilinmesi gerekir. Antalya İlinin 1927 yılında 206.270 olan kayıtlı nüfusu, TÜİK verilerine göre 2017 yılında 2.364.396 kişi ve nüfus yoğunluğu 113 kişi/km. karedir. Ancak, Antalya yıl boyunca yoğun kayıtlı olmayan nüfusu da ağırlamaktadır. Antalya, il sınırları içerisinde farklı iklime ve yükseltilere sahip, farklı yerel kamusal mal ve hizmetlerin üretilmesini gerektiren bir şehirdir. Antalya ilinin toplam yüzölçümü 20.723 km. karedir ve Türkiye yüzölçümünün % 2,6’sı kadardır. Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezi olan Antalya ilinin, kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya illeri doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Türk Riviera’sı denilen 630 km. uzunluğunda Akdeniz kıyı şeridinde yer alır iken, kuzeyi yüksek Toros Sıradağlarına yaslanmaktadır.

Antalya ili 19 belediyeden oluşmaktadır. Bunlardan 5 adedi merkez ilçe diğer 14 adedi ise ilçe belediyeleridir. Bu ilçe belediyelerinden batıda Kaş İlçesinin merkeze uzaklığı 168 km. iken doğuda Gazipaşa’nın uzaklığı 180 km. ve Antalya’nın kuzey doğusunda kalan Gündoğmuş ilçesinin uzaklığı ise 182 km.dir. Yani büyükşehir hizmet alanı oldukça geniştir. Antalya ili 1994 yılında Büyükşehir olmuştur. (https://www.nufusu.com/il/antalya-nufusu ve http://www.antalyaili.com/ilce_uzaklik.)

3.1. AntalyaBüyükşehirBelediyesininBütçeYapısı

Antalya Büyükşehir Belediyesinin bütçe gelirleri ilde yaratılan gelirlere ve sunulması gereken hizmetlere oranla Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlere nazaran daha düşüktür. Bunun nedeni, Antalya’da faaliyet gösteren pek çok firmanın şirket merkezinin Antalya dışında olması ve gelir ve kurumlar vergisini Antalya dışında beyan etmeleridir. Aşağıda Antalya Büyükşehir Belediyesinin bütçe gelir ve gider kalemleri, önce genel olarak, sonra ise gelirlerin giderleri karşılama ve bütçe sürdürülebilirlik rasyoları çerçevesinde incelenecektir.

3.1.1. Antalya Büyükşehir Belediyesi Gelirleri

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gelirleri Tablo 3’de görüldüğü gibi başlıca; vergi gelirleri, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri, alınan bağış ve yardımlar, diğer gelirler (genel bütçe vergi gelirleri payı ile kişi ve kurumlardan alınan diğer paylar) ve sermaye gelirlerinden oluşmaktadır. Genel olarak belediyenin gelirleri artmaktadır. 2014 yılından 2017 yılına kadar gelirler dört yıl içinde yaklaşık üç kat artmıştır. Gelir kalemleri içinde vergi gelirlerinin payı ortalama %4, teşebbüs ve mülk gelirlerinin payı %10, sermaye gelirleri payı %3, alınan bağış ve yardımların payı %4 iken diğer gelirler kaleminin ortalama ağırlığı %75-80 arasında değişmektedir. Diğer gelirler kalemi Genel Bütçe ve Merkezi İdare vergi gelirlerinden alınan paylardan oluşmaktadır. Yani Antalya Büyükşehir belediyesinin öz gelir kaynakları % 20’lerdeyken merkezden alınan paylar % 80 civarında olup, bu da Antalya Büyükşehir Belediyesinin Genel Bütçe vergi gelirlerinden alınan payın yaratılan gelire göre olmasının önemini arttırmaktadır. Mülk ve teşebbüs gelirleri belediyenin öz gelir kaynağı olup, bu gelirler içinde gayrimenkul kiraları ve belediye işletmelerinin karlarından alınan paylar yer almaktadır. Vergi gelirleri ise belediyeler tarafından toplanan vergi, resim ve harçlardan oluşmaktadır.

3.1.2. Antalya Büyükşehir Belediyesi Giderleri

Antalya Büyükşehir Belediyesinin giderleri; personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri, mal ve hizmet alımları için yapılan giderler, faiz, transfer ve sermaye giderlerinden oluşmaktadır. Giderler içinde en yüksek tutarı mal ve hizmet alımları ile sermaye giderleri oluşturmaktadır. Personel giderleri ve bununla doğrudan ilişkili Sosyal Güvenlik Kurumları prim ödemeleri istikrarlı bir seyir göstermektedir. Bu da son 4 yıl içinde personel ödemelerinde istikrarlı bir seyir olduğunu göstermektedir. Mal ve hizmet alım giderlerinin payı 2014 yılında % 63,8 iken bu pay üç yıl içinde oransal olarak azalmış ve 2017 yılında % 31,1 olarak gerçekleşmiştir. Sermaye giderleri ise 2014 yılından sonra sıçrama göstermiş ve 2017 yılı giderlerinde % 55,1 seviyesine çıkmıştır. Bunun temel nedeni gayrimenkul sermaye üretim giderlerindeki artıştır. Faiz giderleri ise % 4,3 ‘ten % % 1,6’ya düşmüştür. Bu borç miktarının rakamsal olarak azalmamasına rağmen gider bütçesinin 4 yıl içinde % 50 artmasının neden olduğu nispi bir azalıştır.

Sermaye giderlerindeki artışın nedeni, alt ve üst geçit, köprülü kavşak, otopark, asfaltlama, park, bahçe ve yeşil alan yatırımları olduğu için bu olumlu bir durumdur ve Antalya ilinde yaşayan bireylerin yararınadır. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Gider Bütçesindeki artış özellikle son iki yıldaki gelir bütçesindeki artış ile karşılanamamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri 3060 sayılı yasanın 2014 yılında fiilen yürürlüğe girmesi ve bunun etkilerinin 2016 ve 2017 yıllarında yoğun bir şekilde görülmesidir. 3060

-1309-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile büyükşehir belediye gelirlerinde artış sağlanmakla birlikte bu artış hizmetlerdeki artışı karşılamaktan uzaktır.

Büyükşehir belediyelerinin sınırlarının mülki idare sınırlarına ulaşması ile birlikte, Antalya Büyükşehir Belediyesinin de tıpkı diğer büyükşehir belediyeleri gibi, sunması gereken kamusal hizmet miktarı artmıştır. Üstelik Antalya Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde aynı hizmet daha pahalıya mal olabilme durumundadır. Örneğin, yeni açılacak bir mahalle (eski köy) yolu inşası için yapılan kamulaştırma bedelleri arazinin değerli oluşu nedeniyle önemli maliyet gerektirecektir (Yazıcı, 2018, 98).

Tablo 3: Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2017 Dönemi Gider ve Gelir Bütçeleri ile Bunların Yüzde Dağılımı ve Bütçe Dengesi

Gider Türü

2014

%’si

2015

%’si

2016

%’si

2017

%’si

Personel Giderleri

128.619.973

17,2

150.526.849

16,9

173.122.814

12,9

161.989.818

8,3

SGK Devlet Primi Giderleri

21.107.479

2,8

22.925.971

2,5

25.072.337

1,8

24.174.869

1,3

Mal ve Hizmet Alım Giderleri

475.805.202

63,8

365.396.715

40,9

529.634.506

39,5

605.135.021

31,1

Faiz Giderleri

32.299.229

4,3

30.870.539

3,5

24.072.370

1,8

31.821.828

1,6

Cari Transferler

25.331.969

3,3

29.768.776

3,4

44.050.407

3,2

42.864.349

2,4

Sermaye Giderleri

53.993.780

7,2

276.223.508

30,9

546.456.768

40,7

1.070.356.573

55,1

Borç Verme

8.566.912

1,4

16.845.552

1,9

5.600

0,1

4.138.080

0,2

TOPLAM

745.724.564

100

892.557.910

100

1.342.414.801

100

1.945.056.343

100

Gelir Türü

2014

%’si

2015

%’si

2016

%’si

2017

%’si

Vergi Gelirleri

13.956.577

2,0

49.395.465

4,8

47.329.462

4,3

47.415.175

3,5

Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri

84.114.298

12,1

92.419.227

9,0

112.232.522

10,2

170.831.724

12,7

Alınan Bağış ve Yardımlar

2.407.857

0,3

91.683.696

8,9

35.246.429

3,2

53.245.830

3,9

Diğer gelirler

594.199.433

85,5

784.849.142

76,6

862.085.716

78,7

1.013.549.588

75,0

Sermaye gelirleri

319.809

0,1

7.034.583

0,7

38.479.800

3,6

66.327.242

4,9

TOPLAM

695.297.043

100

1.025.381.671

100

1.095.373.929

100

1.351.369.560

100

BÜTÇE DENGESİ

-50.427.521

132.823.761

-247.040.872

-593.686.783

Kaynak: 2014-2017 dönemi Antalya Büyükşehir Belediyesi Yıllık Faaliyet Raporları

Tablo 3’e göre, son dört yıl içinde bütçe sadece 2015 yılında fazla vermiş, bütçe dengesi giderek kötüleşmiştir. 2017 yılında bütçe açığı yaklaşık 600 Milyon TL. olup, neredeyse elde edilen gelirlerin yarısı kadardır. Bu bütçe açığının borçlanma ile telafi edilmesi ve bütçe dengesi trendinin artarak negatif bir seyir izlemesi bütçe sürdürülebilirliği açısından olumsuz sinyaller vermektedir.

Tablo 4:Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2017 Dönemi Bütçe Gerçekleşmeleri

Kaynak: 2014-2017 dönemi Antalya Büyükşehir Belediyesi Yıllık Faaliyet Raporları

Tablo 4’e göre, Antalya Büyükşehir Belediyesinin bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında bütçe rakamlarıyla kesin hesap rakamları arasında özellikle gider bütçesine göre gelir bütçesinde sapmaların daha yüksek olduğu görülmektedir. Tablo 4’de görüleceği üzere, 2017 yılı gelir bütçesi gerçekleşme oranı % 73 ve gider bütçesi gerçekleşme oranı % 86 olarak oldukça düşük bir bütçe performansı sergilenmiştir. Bu da bütçe hazırlanırken samimiyet ilkesinden uzaklaşıldığı izlenimi yaratmaktadır.

3.1.3. Bilançoların Mali Durumu ve Bütçe Sürdürülebilirliklerini Ölçmede Kullanılan Rasyolar

Finansal tabloların sürdürülebilir olup olmadığını değerlendirmede en sık kullanılan yöntemlerden birisi rasyo yöntemi ile analiz tekniğidir. Bu analiz tekniği ile finansal tablolarda yer alan kalemler arasındaki anlamlı ve yararlı ilişkiler incelenerek, bir kuruluşun finansal durumu, işlem sonuçları, borç ödeme gücü, varlıkların verimliliği, karlılığı, çalışma surumu, etkinliği ve uzun dönem beklentileri ve yönetim yeterliliği değerlendirilir. Bu rasyolar; likidite rasyoları, mali yapı rasyoları, etkinlik rasyoları ve karlılık rasyoları şeklinde gruplandırılabilir (Akdoğanve Tenker,2007, 640).

Likidite rasyoları, kuruluşların kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan rasyolar olup, başka bir ifade ile net çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını ölçmekte kullanılan bir rasyodur. Kısa vadeli borçları karşılamada güçlük çekilmesi bir kuruluşun duran varlıkları çok olsa bile borçlarını ödemede sorunlarla karşılaşmasına, bütçe sürdürülebilirliğinin azalmasına ve mali krizlere girmesine neden olabilir.

YIL

GELİR BÜTÇESİ

GİDER BÜTÇESİ

Bütçe

Kesin Hesap

Gerçekleşme

Bütçe

Kesin Hesap

Gerçekleşme

2014

833.000.000

695.297.043

% 83,5

903.000.000

745.724.564

% 82,6

2015

800.000.000

1.025.381.671

% 128,2

875.000.000

892.557.911

% 102

2016

1.260.000.000

1.095.373.929

% 86,9

1.460.000.000

1.342.414.801

% 92

2017

1.850.000.000

1.351.369.560

% 73,0

2.260.000.000

1.945.056.346

% 86

-1310-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

Bu durum bir yerel kamu kuruluşu olan belediyeler için de geçerlidir. Likidite rasyoları cari oran, asit test oranı ve nakit oran olarak üçe ayrılır.

Mali yapı rasyoları, kuruluşların mali yapısının ve uzun vadeli borç ödeme gücünün göstergesidir. Kaldıraç oranları olarak da adlandırılan bu oranlar varlıkların ne kadarlık kısmının yabancı kaynaklarla, ne kadarlık kısmının öz kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Öz kaynakların toplam kaynaklar içindeki payının yüksekliği, kredi verenler açısından riski azaltır. Öz kaynak yabancı kaynak dengesinin işletmenin özellikleri ve faaliyet alanı dikkate alınarak sağlanması gerekir.

Etkinlik rasyoları, kuruluşun

Karlılık rasyoları, kuruluşların faaliyetleri sonucunda yeterli miktarda kar yaratıp yaratmadıklarını ortaya koyan finansal rasyolar grubudur.

Bu çalışmada kısa vadeli borç ödeme gücünü gösteren likidite rasyolarından cari oran, asit test oranı ve nakit oran ile uzun vadeli borç ödeme gücünü gösteren mali yapı rasyolarından finansal kaldıraç oranı Antalya Büyükşehir belediyesinin mali verilerine uygulanılarak bütçe sürdürülebilirliği ve mali yapı incelenecektir. Bu nedenle aşağıda bu rasyolar özetle tanımlandıktan sonra bu rasyolar kullanılarak Antalya Büyükşehir Belediyesinin 2013-2017 dönemini kapsayan son dört yılın mali yapısı ve bütçesi analiz edilecektir. Kamu kurumlarının öncelikli amacının toplumsal fayda ve kamu hizmeti olması nedeniyle çalışmada karlılık rasyoları kullanılmayacaktır.

Borçlanma kapasitesinin üzerinde borçlanan bir belediyenin mali yapısı güçlü olsa dahi borç krizi yaşaması olasıdır. Bu nedenle borçlanma kapasitesi, önemli bir mali göstergedir (Ökmen ve Koç, 2015, 556). Likidite rasyoları da borç ödeme kapasitesinin izlenebileceği bir veridir. Büyükşehir belediyelerinin mali açıdan güçlü olması, öncelikle yeterli ve kesintisiz hizmet sunma kabiliyetlerini arttırır (Gündüz ve Yakar, 2016, 146).Bunun yanı sıra mali güç, vadesi gelen mali yükümlülükleri karşılayabilme kapasitelerini de yükseltir. Yani borç sürdürülebilirliği için olumludur.

3.1.3.1. Cari Oran

Dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki ilişkiyi gösteren bir rasyodur.

 Cari Oran =Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
Cari oran, bir birim kısa vadeli borç için kaç birim dönen varlığın olduğunu gösteren orandır. Cari

oran hesaplanarak, kuruluşun kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücü ölçülür. Cari oran, kuruluşun genel likidite durumunu gösterir ve kuruluşun çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koyar. 2 yeterli bir cari oran olarak kabul edilmektedir (Akdoğan ve Tenker, 2007, 642).

3.1.3.2. Asit Test Oranı

Asit test oranı, her bir birim nakit ile ödenmesi gereken kısa vadeli borç için kolaylıkla nakde çevrilebilen likit dönen varlık büyüklüğünü gösteren orandır. Asit test oranı genelde 1 olması durumunda yeterli kabul edilir. Asit test oranı, cari oranı tamamlar ve cari oranı daha anlamlı kılar. Stoklar gibi nakde çevrilebilmesi zaman alabilecek varlıkların dönen varlık toplamı dışında bırakılması halinde yabancı kaynakların ödenebilirliğini gösterir (Akdoğan ve Tenker, 2007, 644).

 Asit Test Oranı = (Dönen Varlık Toplamı – Stoklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar 3.1.3.3. Nakit Oranı

Kuruluşun bir yıl içinde stoklarını paraya çevirememesi ve alacaklarını tahsil edememesi durumunda nakde dönüşebilecek diğer varlıklarla kısa vadeli borçlarını hangi oranda karşılayabileceğini göstermek için kullanılan orandır Bu oran 0,20’nin altına düşmemelidir (Akdoğan ve Tenker, 2007, 644).

 Nakit Oranı= Hazır Değerler / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar 3.1.3.4. Finansal Kaldıraç Oranı

Kuruluşun finansmanında yabancı kaynak oranını gösterir. Finansman aracı olarak kuruluşun yabancı kaynaklardan yararlanma oranını ölçmek için kullanılır. Yüzde olarak hesaplanır. Oranın % 50’nin üzerinde olması yabancı kaynak oranının öz kaynak oranından fazla olduğunu gösterir.

 Finansal Kaldıraç Oranı=Toplam Yabancı Kaynaklar / Toplam Varlıklar (Aktif)
Mali yapı alanında kullanılan bütün bu oranlar kuruluşun kaynak yapısını ve kısa ve uzun dönem borç ödeme kapasitesinin ölçülmesinde kullanılır. Finansal kaldıraç oranı da kuruluş üzerinde yabancı

varlıklarının ne kadar etkin kullanılıp kullanılmadığını gösteren

rasyolardır. Etkinlik rasyoları, likidite rasyolarını desteklerler. Varlık kalemleri ile satışlar arasında bir ilişki

kurulan oranlardır. Başlıca etkinlik rasyoları alacakların devir hızı, stokların devir hızı, toplam varlıkların devir

hızı, sabit varlıkların devir hızı, öz sermaye devir hızı gibi rasyolardır.

-1311-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

kaynakların ağırlığını gösterir. Toplam yabancı kaynaklar kısa ve uzun vadeli borç toplamını gösterir. Ve borçla finansmanın maliyeti de faizdir (Akdoğan ve Tenker, 2007, 651).

3.1.4. Antalya Büyükşehir Belediyesinin Mali Durumu ve Bütçe Sürdürülebilirlik Analizi

Antalya Büyükşehir Belediyesinin mali durumu ve bütçe sürdürülebilirliği, kısa vadeli borç ödeme gücünün analizinde kullanılan temel likidite rasyolarından cari oran, asit-test oranı ve nakit oranı ile kuruluşun mali durumunu gösteren finansal kaldıraç oranı kullanılarak incelenmektedir. Analizlerde kullanılan veriler Antalya Büyükşehir Belediyesinin kamuoyuna açıkladığı yayın ve raporlardan alınmıştır.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2017 yılları bilançoları tablo 5 deki gibidir. Bu verilere göre yukarıdaki rasyolar kullanılarak likidite ve mali durumu değerlendirilmeye çalışılacaktır.

3.1.4.1. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Cari Oranları;

2014 yılı
2015 yılı
2016 yılı
2017 yılı
Cari oranın 1’den büyük olması kuruluşun borç ödeme gücünün güvenli alan içinde olduğunu

gösterir. Ancak bu rasyo için ideal oran 2’dir. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin cari oranı en iyi 2015 yılında gerçekleşen 0,73 sayısıdır. Bu rasyo bile 1 değerinden küçüktür ve ideal oranın altında kalmaktadır. 2014 ve 2016 yıllarında ise bu oran 0,56 ile en düşük seviyededir. 2017 yılı 0,59 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, alacaklar içinde 19 Diğer Dönen Varlıklar grubu 190 Devreden KDV hesabından oluşmaktadır. Bu hesap mal ve hizmet alımları için ödenen 191 İndirilecek KDV hesabında yer alan tutarın 391 Hesaplanan KDV Hesabındaki yer alan tutardan indirilemeyen miktarı gösterir. Yani 190 Devreden KDV hesabında yer alan tutar nakde çevrilebilecek ve borç ödemede kullanılabilecek bir alacak değildir. Diğer Dönen varlıklar grubunda yer alan 190 Devreden KDV Hesabı yıllar itibariyle artmıştır. Ve 2017 yılında dönen varlıklar grubundaki ağırlığı % 24,3 olarak gerçekleşmiştir. Yani dönen varlıkların yaklaşık dörtte birinin nakde çevrilme ve borç ödeme gücü yoktur. Bu durum cari oranın göründüğünden daha da zayıf olduğunu göstermektedir.

3.1.4.2. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Asit-Test Oranları;

258.021.564 / 455.464.207 = 0,56 302.789.990 / 412.994.312 = 0,73 342.601.296 / 611.413.793 = 0,56 439.681.631 / 746.697.076 = 0,59

2014 yılı 2015 yılı 2016 yılı 2017 yılı

Bütçe dengesiyle borç ödeyebilme gücü ararsında bir ilişki olduğu söylenebilir. Bu oranın 1’in altında olması her zaman borçları ödeme de sorun yaşanabileceği anlamına gelmez. Çünkü kısa vadeli borçların ödeme süresinin alacakların tahsilat süresinden uzun olması durumunda bu oranın zayıflığının etkisi giderilebilir. Bu oranı iyileştirmek ve bütçe sürdürülebilirliğini sağlamak için Antalya Büyükşehir Belediyesi kısa vadeli borçlarını azaltmalı bunun mümkün olmaması durumunda borçlarının vadesini uzatmalıdır.

3.1.4.3. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Nakit Oranları;

(258.021.564-22.315.038) / 455.464.207 = 0,52 (302.789.990-24.931.070) / 412.994.312 = 0,67 (342.601.296-46.833.114) / 611.413.793 = 0,48 (439.681.631-44.788.126) / 746.697.076 = 0,53

rasyosu için ideal oran 1’dir. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin burasyosu ideal orandan

Bu oran kısa vadeli borçların ödenme gücünü göstermesi bakımından önemlidir. Son dört yıl içinde bütçe dengesinin pozitif olduğu tek dönem 2015 yılıdır. 2015 yılı, asit test oranının da 0,67 olarak en iyi olduğu dönemdir.

Asit test oldukça uzaktır.

2014 yılı 2015 yılı 2016 yılı 2017 yılı

102.682.604 / 455.464.207 = 0,23 146.854.953 / 412.994.312 = 0,36 65.913.102 /611.413.793= 0,11 121.904.250 / 746.697.076 = 0,16

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin nakit oranı 2014’te 0,23 ve 2015’de 0,36 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran 2016’da 0,11 ve 2017’de 0,16 olarak ideal oranın (0,20) altında gerçekleşmiştir. Kısa vadeli borçları ödeme de en duyarlı rasyo nakit orandır. Bu rasyonun kötü olduğu durumlarda sermaye yapısı güçlü olan şirketler bile borçlarını ödeyememekte yaşadıkları borç krizleriyle baş edemeyerek konkordota ilan edebilmektedirler. Her ne kadar belediyelerin iflası diye bir kavram söz konusu olmasa bile bu rasyonun zayıflığı bütçe sürdürülebilirliğini zorlaştıracağı ve giderler içinde de sermaye ve yatırım harcamalarını

-1312-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

azaltarak faiz giderlerini arttıracağı açıktır. Antalya Büyükşehir Belediyesinin de nakit sıkıntısına düşmemek için likiditesi yüksek varlıklarını arttırması gerekmektedir.

3.1.4.4. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Finansal Kaldıraç Oranları;

2014 yılı (455.464.207 +474.802.753) / 4.968.564.928 = 0,19
2015 yılı (412.994.312 +441.962.173) / 5.291.572.075 = 0,16
2016 yılı (611.413.793 +517.075.204) / 5.844.530.668 = 0,19
2017 yılı (746.697.076 +1.195.671.851) / 6.714.932.794 = 0,29
Finansal kaldıraç oranı varlıkların yüzde kaçının borçlarla karşılandığını yani yabancıların kuruluş

üzerindeki sahiplik derecesini gösteren bir rasyodur. Bu oranın 0,5’in altında olması kuruluşun varlığı üzerinde yabancı kaynakların öz kaynaklardan daha az etkili olduğu anlamına gelmekte olup olumlu bir durumdur.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin finansal kaldıraç rasyosu ideal oranda üzerinde olup pozitifitir. Bu durum Antalya Büyükşehir Belediyesinin varlık yapısının güçlü olduğunu ve yabancı kaynakların cari giderlerden çok duran varlıkların finansmanında kullanıldığını göstermektedir.

Tablo 5: Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2017 Dönemi Bilançoları

2015

2016

2017

302.789.990

342.601.296

439.681.631

146.854.953

65.913.102

121.904.250

69.447.527

118.989.139

132.265.174

18.029.569

16.403.353

16.539.208

24.931.070

46.833.114

44.788.126

3.495.213

3.590.661

15.632.215

40.031.656

90.871.926

106.812.406

4.988.782.085

5.501.929.371

6.275.251.162

233.239

12.088.539

112.960.151

99.498.054

111.306.629

129.001.364

4.889.050.790

5.378.534.202

6.033.289.646

0

0

0

5.291.572.075

5.844.530.668

6.714.932.794

412.994.312

611.413.793

746.697.076

58.406.999

72.870.867

62.219.414

0

0

16.285.782

284.312.600

423.250.275

526.112.294

28.621.717

73.064.561

70.425.899

20.295.875

6.721.099

13.265.213

0

5.323.738

5.225.174

21.357.119

24.134.264

53.163.296

441.962.173

517.075.204

1.195.671.851

352.115.657

393.499.108

520.990.707

0

38.294.355

203.067.350

12.573.027

1.352.293

1.173.660

0

0

33.393.326

77.273.487

83.929.448

202.873.393

4.436.615.589

4.716.041.669

4.722.563.866

5.291.572.075

5.844.530.668

6.714.932.794

AKTİF
1 DÖNEN VARLIKLAR
10 Hazır Değerler
12 Faaliyet Alacakları
14 Diğer Alacaklar
15 Stoklar
16 Ön Ödemeler
19 Diğer Dönen Varlıklar
2 DURAN VARLIKLAR
22 Faaliyet Alacakları
24 Mali Duran Varlıklar
25 Maddi Duran Varlıklar
29 Diğer Duran Varlıklar
AKTİF TOPLAMI
3 KISA VADELİ YABANCI
KAYNAKLAR
30 Kısa Vadeli İç Mali Borçlar
31 Kısa Vadeli Dış Mali Borçlar
32 Faaliyet Borçları
33 Emanet Yabancı Kaynaklar
36 Ödenecek Diğer Yükümlülükler
37 Borç ve gider karşılıkları
38 Gelecek aylara ait gelir ve gider tah.
4 UZUN VADELİ YABANCI
KAYNAKLAR
40 Uzun vadeli iç mali borçlar
41 Uzun vadeli dış mali borçlar
43 Diğer borçlar
47 Borç ve gider karşılığı
48 Gelecek yıllara ait gelir ve gider tah.
5 ÖZ KAYNAKLAR 4.038.297.967 PASİF TOPLAMI 4.968.564.928

Kaynak: 2014-2015-2016-2017 yılları Yıllık Faaliyet Raporları

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin mali tabloları incelendiğinde borç ödeme gücünü gösteren rasyoların ideal oranların altında olduğu görülmüştür. Bu durum mali sürdürülebilirliğinin zayıflamasına yol açmaktadır. Antalya Büyükşehir Belediyesi, ulaşım ve alt yapı gibi yüksek maliyet içeren yatırımlarını gerçekleştirebilmek için gerekli ek mali kaynak ihtiyaçlarını iç ve dış borçlanmalarla karşılama eğilimindedir. İç borçlar düzenli olarak artarken dış borçlar 2014 ve 2015 yıllarında hiç yokken 2016 da kullanılmış 2017 yılında kısa vadeli dış borç 16.285.782 TL ve uzun vadeli dış borç 203.067.350 TL olarak gerçekleşmiştir. Dış borçların tek olumlu yanı kısa vadeli dış borçların payının düşük olmasıdır. Önceki yıllarda kullanılmayan kısa vadeli dış borcun 2017’de kullanılmaya başlaması dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Olumlu durum ise finansal kaldıraç oranının çok iyi olmasıdır. Uzun vadeli yabancı kaynakların sermaye yatırımlarında kullanılması ve yabancı varlıkların öz kaynakların çok altında kalması olumlu iken

2014 258.021.564 102.682.604

4.710.543.364

455.464.207

474.802.753

47.574.812 16.237.416 22.315.038 12.765.850 56.445.841

332.470 71.834.928 4.633.770.290 4.608.177 4.968.564.928

76.754.731 0 299.838.744 33.731.603 16.604.755 0 28.534.373

365.413.184 0 19.983 0 89.406.180

-1313-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

kısa vadeli borçları ödeme gücünün zayıflığı ve bu borçların sürekli artması bütçe sürdürülebilirliğini, yaşanacak borç krizleri sonucunda zorlayacak bir durumdur.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin mali tabloları ile ilgili 2017 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nda; ‘Bağışlanan taşınmazın muhasebe kayıtlarına alınmaması’, ‘Birikmiş amortismanlar hesabına hatalı kayıt yapılması’, ‘Duran varlıkların değerleme sonuçları ile mali tablolar arasında uyumsuzluk bulunması’, ‘Şirket ortaklık paylarının mali tablolarda eksik yer alması’ gibi mali tabloların doğruluğunu doğrudan etkileyecek hususlar tespit edilmiştir. Özellikle duran varlıklar arasında yer alan kalemlerle ilgili yapılan bu hatalı uygulamalar varlık kaynak yapısını doğrudan etkileyecek nitelikte olup, finansal kaldıraç rasyosuyla ilgili bulguların sorunlu olabileceğini göstermektedir.

4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Belediyelerin en önemli sorunları mali sorunlardır. Belediyelerin mali tablo rasyo analizleri, belediyelerde mali yapı ve bütçe sorunları olup olmadığının görülebilmesini sağlar.

6360 sayılı kanun ile büyükşehir belediye bütçe gelirlerinde artışa gidilmiştir. Yasanın getirmiş olduğu en önemli düzenleme, yerel yönetimlerin paylarının gözden geçirilerek yeniden düzenlenmesi ve sonucunda da bölüşüm ilişkilerine yapılan müdahaledir. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gelirleri incelendiğinde gün geçtikçe merkeze bağımlılığı artmaktadır. Bundan dolayı Merkezi bütçeden aktarılan paraya göre hizmet götürmeye çalışmaktadır. Büyükşehir belediyelerin vergi gelirlerinden aldıkları pay dışında kullanabilecekleri alternatif gelir kaynakları bulunmaktadır. Bunlar yerel vergiler ve diğer alternatif faaliyet kazançlarıdır. Antalya Büyükşehir Belediyesi gelirlerinin yaklaşık %80’i merkezi bütçe gelirlerinden alınan paylardan oluşurken kendi öz gelirlerinin oranı %20’ler civarındadır.

Bununla birlikte Antalya ilinde yaratılan katma değere oranla Antalya’nın merkezi bütçe vergi gelirlerinden aldığı pay da düşüktür. Çünkü Antalya’da faaliyet gösteren birçok işletmenin merkezi Ankara ve İstanbul gibi başka şehirlerdedir. Özellikle dışsal maliyeti yüksek ve beledi hizmetlere talebi fazla olan otellerin resmi merkezleri Antalya dışındadır. Bu durum Antalya Büyükşehir Belediyesinin hizmet maliyetlerini arttırırken merkezi bütçeden aldığı vergi payının göreceli olarak düşük kalmasına neden olmaktadır.

6360 Sayılı büyükşehir yasasıyla, hizmetlerin tek merkezden yürütülmesi ile ortaya çıkan olumlu ölçek ekonomisi hizmetlerde etkinlik ve verimliliği arttıracak, tek merkezden yapılan koordinasyon ile hizmetlerde bütünlük sağlanacak il içinde bölgeler arası eşitsizlikler azalacak, hizmetlerde kalite artışının yanında daha az kaynak ile daha çok hizmet arz edilebilecektir.

Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, Antalya İl’inin coğrafi yapısı ile ilgili özel durumlar hizmet sunum maliyetini arttırmaktadır. Kıyı şeridine yerleşik olan Antalya İl’inin doğusu ile batısı arasındaki mesafenin 600 kilometreyi bulması ilave kaynak ihtiyacı doğurmaktadır. Öz kaynakları arttırmanın zorluğu belediyeleri daha kolay bir yöntem olan iç ve dış borçlanmaya itmektedir.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, incelenen dönemde sürekli artan oranda iç borçlanmaya gitmenin yanında, 2016 yılından itibaren dış borçlanmaya da gitmiştir. İncelenen dönemde 2016 yılında ilk kez uzun vadeli dış borçlanmaya gitmiş ve bu dış borç miktarı 2017 yılında 5 kat artarak 203.067.357 TL.’sına ulaşmıştır. Ayrıca 2017’de ilk kez kısa vadeli dış borç almıştır. Bu gelişmeler borç ödeme gücünü gösteren cari oranın 0,73’ten 0,56’ya, asit test oranının 0,67’den 0,48’e, nakit oranında 0,36’dan 0,11’e düşmesine yol açmış ve borç ödeme rasyolarının ideal orandan daha da uzaklaşması sonucunu doğurmuştur.

Büyükşehir belediyelerinin artan sorumluluklarına rağmen gelirlerinin aynı oranda artmaması nedeniyle bütçe dengesini sağlamak zorlaşmaktadır. Bu durumun devam etmesi halinde büyükşehir belediyelerinin büyük bir borç sarmalının içine girmeleri ve belediye hizmetlerini yerine getirememe olasılığı artmaktadır.

Ülkemizin turizm ve tarım başkenti olan ve kayıtlı nüfusunun çok üzerinde bir topluluğa hizmet sunan Antalya Büyükşehir Belediyesi, her geçen gün artan ve çeşitlenen yerel hizmet taleplerini kısıtlı bütçe imkanları ile karşılamaya çalışmaktadır. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2014-2017 yıllarına ait bütçeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, giderleri ile orantılı gelir kaynaklarına sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Gelir kaynaklarındaki yetersizliği nedeniyle bütçe açıklarının artması ve artan borçların sürdürülemez bir duruma dönüşmesi yukarıda yapılan mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlik analizlerinde de görülmektedir.

Çalışmada elde edilen bulgulardan, özel sektörde kullanılan mali tablo rasyo analizlerinin kamu kuruluşlarında da uygulanabileceği sonucuna varılmıştır. Kamu kuruluşlarına ilişkin mali tablo rasyo analizleri, kamu kuruluşlarının mali yapı ve bütçe sürdürülebilirlikleri konusunda politika yapıcılar, yöneticiler ve diğer bilgi kullanıcıları için objektif karar almalarında katkı sunacaktır.

-1314-

Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 62 Yıl: 2019 Volume: 12 Issue: 62 Year: 2019

KAYNAKÇA

Adıgüzel, Şenol (2012). 6360 Sayılı Yasanın Türkiye‟nin Yerel Yönetim Dizgesi Üzerindeki Etkileri: Eleştirel Bir Değerlendirme. Toplum ve Demokrasi, S.13-14, s. 153-176.
Akdoğan, Nalan veTenker, Nejat (2007). Finansal Tablolar ve Mali Analiz Teknikleri. Ankara: Gazi Kitabevi.
Arıkboğa, Erbay (2013). Geçmişten Geleceğe, Büyükşehir Belediye Modeli. Yerel Politikalar Akademik Araştırma ve Düşünce Dergisi, S. 3, s. 48-96.

Bayraktar, Ulaş (2016). Ölçeğin Ekonomisi, Siyasetin Ölçeği: Demokratikleşme ve Etkinlik Sarkacında 6360 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Düzenlemesi. Toplum ve Demokrasi, S. 10 (22), s. 1-12.
Çınar, Tayfun, Çiner, Can Umut ve Zengin, Ozan (2009). Büyükşehir Yönetimi Bütünleştirme Süreci, Ankara: TODAİE Yayınları.
Dağ, Mehmet, Kızılkaya, Oktay ve Kızılkaya Fatma (2018). Türkiye’de Büyükşehir Belediyelerinin Bütçe Sürdürülebilirliği Üzerine Bir Uygulama. Finans Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi, C.55, S.635, s.65-72.

Durgun, Adil (2018), 6360 Sayılı Kanun Kapsamında Büyükşehir Belediyelerinin Mali Açıdan Analizi: Antalya Büyükşehir Belediyesi Örneği.
Gölçek, Gökhan Ali, (2016). Yerel Yönetimlerde Borçlanma.TBB İller ve Belediyeler Dergisi, S.814, s.62-68.
Görmez, A. Halit (2012). Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Sorunları: Antalya Büyükşehir Belediyesi Örneği. Yayımlanmamış Yüksek

Gündüz, İsmail Orçun ve Yakar, Soner (2013). Yerel Yönetim İflası Ve Türkiye Değerlendirmesi. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.22, S. 2, s. 145-164.
Güngör, Hayrettin (2012). Yeni Büyükşehir Yönetimi ve Geçiş Nedenleri. İller ve Belediyeler Dergisi, S. 774-775, s. 19-31.
Güngör, Sezen (2011).Yerel Yönetimlerin Borçlanmaları. Akademik Bakış Dergisi, S. 24 Nisan-Mayıs-Haziran, s.1-16.

İpek, Selçuk ve Engin, Rıdvan (2016). Belediye Gelirleri İçinde Harcamalara Katılma Paylarının Yeri ve Önemi: Çanakkale Belediyesi Örneği.Yönetim Bilimleri Dergisi, S.14(28), s. 467-481.
Keser, Ahmet ve Gökmen, Yunus (2012). Büyükşehir Belediyeleri Kuruluş Sürecinin Analizi. Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, S.21 s.17-42. Ökmen, Mustafa ve Koç, Neslihan (2015).Türkiye’de Belediye Gelirleri İçinde Borçlanma ve Borçların Azaltılması İçin Öneriler. Yönetim ve Ekonomi,C. 22, S. 2, s. 551-565.

Siverekli, Esra (2015). Türkiye’de Merkezi Yönetim İle Belediyeler Arasındaki Mali İlişki: Şanlıurfa Örneği.Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, S. 46, s. 21-42.
Toksöz, Fikret ve diğ.(2009). Yerel Yönetim Sistemleri: Türkiye ve Fransa, İspanya, İtalya, Polonya, Çek Cumhuriyeti. Ankara:TESEV Yayınları.

Özışık, Ufuk (2015). Kent-Bölge Kavramı Işığında Türkiye’de Büyükşehir Belediye Sisteminde Değişim ve Kalkınma Ajansları: Yerel Ölçekte Mekanın ve Yönetişimin Yeniden Tanımlanması. Akademik İncelemeler Dergisi, C. 10, S.1, s. 313-342.
Uğur, Alparslan (2009). Avrupa Birliği Ülkelerinde Yerel Yönetimlerin Borçlanma Ve Mali Disiplin Sorunu. Türk İdare Dergisi,S. 465, s.177-200.

Usta, Sefa, Akman, Elvettin ve Kocaoğlu, Mustafa (2018). 6360 Sayılı Kanun’un Büyükşehir Belediye Sistemine Etkileri: Konya Büyükşehir Belediyesi Örneği. TESAM Akademi Dergisi, Yerel Yönetimler Özel Sayısı, s. 217 – 249.
Yazıcı, Dursun Ali (2018).Büyükşehir Belediyelerinin Alternatif Gelir Potansiyelleri: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Üzerine Bir İnceleme.

2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları Antalya Büyükşehir Belediyesi Faaliyet Raporları
2017 yılı Antalya Büyükşehir Belediyesi Sayıştay Denetim Raporu
2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu
195 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname. 1982 Anayasası.

3030 Sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu.
5747 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun.
6360 Sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.

http://www.antalyaili.com/ilce_uzaklik. (Erişim Tarihi:30.12.2018)
https://www.nufusu.com/il/antalya-nufusu (Erişim Tarihi:30.12.2018)
http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist (Erişim Tarihi:30.12.2018) https://www.google.com/türkçe+sözlük&oq=türkçe&aqs=chrome.3.69i57j0l5.4841j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-#dobs=büyükşehir (Erişim Tarihi:25.01.2019)

Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,

Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta.

Lisans Tezi,

Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta.

Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Yılmaz, Hakkı Hakan,(2013). Türkiye’de Belediyelerin Mali Yapıları ve Mali Farklılaşma. Ankara: Türkiye Belediyeler Birliği Yayınları.

The post Büyükşehir Belediyelerinin Mali Yapıları ve Bütçe Sürdürülebilirliği appeared first on .

]]>
Turizm Yatırımlarında Kamu Arazilerinin Tahsisine İlişkin Son Düzenleme https://oriondenetim.com/turizm-yatirimlarinda-kamu-arazilerinin-tahsisine-iliskin-son-duzenleme/ Thu, 19 Sep 2019 22:12:39 +0000 http://oriondenetim.com/?p=589 TURİZM YATIRIMLARINDA KAMU ARAZİLERİNİN TAHSİSİNE İLİŞKİN SON DÜZENLEME Turizm sektörü ekonomilerin ve kültürlerin küreselleşmesinde hiç şüphesiz en büyük paya sahiptir. Turizm yatırımlarının artması veya daha önce yapılan yatırımların restore edilmesi dünya küreselleşmesine daha hızlı katkı yapacaktır. Bu katkıda en büyük … Daha Fazlasını Oku

The post Turizm Yatırımlarında Kamu Arazilerinin Tahsisine İlişkin Son Düzenleme appeared first on .

]]>
TURİZM YATIRIMLARINDA KAMU ARAZİLERİNİN TAHSİSİNE İLİŞKİN SON DÜZENLEME

Turizm sektörü ekonomilerin ve kültürlerin küreselleşmesinde hiç şüphesiz en büyük paya sahiptir. Turizm yatırımlarının artması veya daha önce yapılan yatırımların restore edilmesi dünya küreselleşmesine daha hızlı katkı yapacaktır. Bu katkıda en büyük sorumluluk sahibi devlet yetkilileridir. Ülkemiz, turizm yatırımlarına çok büyük önem vermekte ve bunun için gerekli düzenlemeler yaparak turizm yatırımcısının önünü açmaktadır. En son yapılan düzenleme ile; kesin tahsis, kesin izin, irtifa hakkı, kullanma izini veya kiralama yoluyla yapılan turizm yatırımlarında, turizm yatırımcısına süre uzatımı ve satın almahakkı tanınarak turizm sektörünün önü açılmıştır.

05.12.2017 Tarih ve  30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7061 Sayılı Bazı Vergi Kanunları İle Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Torba Yasa) içerisinde yer alan bu düzenleme turizm çevresinde geniş yankı uyandırmış ve memnuniyet ile karşılanmıştır. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) başkanı Oya Narin, yaptığı yazılı açıklamada “TTYD sektörümüzde, bölgesel siyasi dinamiklere bağlı daralmanın başladığı dönemden itibaren, gerekli tedbir ve politikalara yönelik zamanlı ve kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmiştir. Gerek dönemsel sıkıntıya yönelik gerekse sektörün yapısal sorunları ile ilgili kısa, orta ve uzun dönemli politika önerilerimiz, başta Turizm Bakanlığımız olmak üzere tüm ilgili kamu kurumlarımızla gerçekleştirilen istişareler ile gözden geçirilmiştir.

Ele alınan tedbir ve politika önerileri arasında yer alan en önemli konulardan biri turizm faaliyetlerine tahsis edilen hazine arazilerin kullanım haklarının uzatılması hususudur. Derneğimiz, tahsis sürelerinin uzatılması hususunu, uluslararası rekabette etkili bir rol oynayacağı, yeni ve nitelikli yatırımların önünü açacağı ve Turizm sektöründe arzu edilen dönüşüme kaktı sağlayacağı anlayışıyla Turizm Bakanlığımız başta olmak üzere, Maliye Bakanlığımız ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirilen verimli ve odaklı toplantılar neticesi tüm boyutları ile ele alınmıştır.

Bir süre önce, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın açıklamalarından memnuniyetle öğrendiğimiz tahsis sürelerine ilişkin açılım, kamuoyuna açıklanan son Meclise sevk edilen Torba Kanun Tasarısında karşılığını bulmuştur. Sektörün yatırımcılarını temsil eden TTYD olarak, kamu kurumlarıyla işbirliği içinde gerçekleştirdiğimiz çalışmaların İlgili Kanun Tasarısında yer almış olmasından büyük bir memnuniyet duyduk. Sektörümüzün gelişimine olağanüstü destek sağlayacak bu olumlu adımdan dolayı, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Hükümetimizi kutluyor ve teşekkürlerimizi sunuyoruz.” diyerek düzenleme ile turizm yatırımcılarının memnuniyetini dile getirmiştir.

04.05.2018 tarih ve 30411 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Kamu Taşınmazları Üzerindeki Turizm Yatırımlarının Sürelerinin Uzatılması İle Satışına İlişkin Yönetmeliğe göre; kesin izin, kesin tahsis, kullanma izni ve üst hakkı dahil irtifak hakkı süreleri kırkdokuz yıla, kiralama süreleri yirmidokuz yıla ya da irtifak hakkına dönüştürülmek suretiyle kırkdokuz yıla kadar uzatılabilmektedir. Uzatılabilecek süre kullanma izni süresinin kalan kısmına kırkdokuz yıl ve/veya yirmidokuz yıla olan farkı kadardır. Anılan yönetmeliğin 13. Maddesinde belirtildiği gibi, idarece uygun görülen taşınmazlar turizm yatırımı amaçlı kullanılmaya devam edilmesi kaydıyla turizm yatırımcılarına ve işletmecilerine satılabilir.

Turizm yatırımcıları, süre uzatımından veya sözleşme değişikliğinden faydalanmak için ve ayrıca satın alma başvurusunda bulunmak için 05.12.2018 tarihine kadar daha önce sözleşme imzaladığı bakanlığa başvurması gerekmektedir. Satın alma işlemleri için Maliye Bakanlığına başvuruda bulunması gerekmektedir. Yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren ilgili idarece 3 ay içersinde sonuca bağlanacaktır.

Turizm yatırımcılarının süre uzatımı ve satın alma işlemlerinden faydalanabilmeleri için daha önce ilgili bakanlık ile yapmış olduğu sözleşmenin idare nezdinde halen geçerliliğini koruması ve iptal edilmemiş olması gerekmektedir. Ayrıca adına kamu taşınmazı tahsis edilen turizm yatırımcıları ve işletmecilerinin kesin tahsis, kesin izin, irtifak hakkı veya kullanma izini yada kiralama işlemlerinden dolayı ilgili idareler aleyhine açılan ve halen devam eden davalardan tüm yargılama giderleri üstlenilerek kayıtsız ve şartsız olarak feragat edilmesi ve bunlara ilişkin olarak ödenmesi gereken borcun bulunmaması gerekmektedir.

Kamu Taşınmazları Üzerindeki Turizm Yatırımlarının Sürelerinin Uzatılması İle Satışına İlişkin Yönetmelik’de, yararlanma bedelinin; tesisin ilgili idare tarafından uygun görülen veya turizm belgesine esas son tür, sınıf ve kapasite üzerinden cari yıl için belirlenen toplam yatırım maliyet bedelinin turizm tesisleri için peşin ödeme halinde binde dördü, taksitle ödeme halinde ise binde beşi, termal ve kış turizmi amaçlı turizm tesisleri için ise bu oranın yarısı ile uzatılan sürenin çarpımı ile hesaplanacağına yer verilmektedir.

Yararlanma bedelinin ödeme şekli ve süresi, sözleşme süresinin uzatılması, tesislerin yenilenmesi durumu ve satın alma durumuna göre farklılık göstermektedir. Turizm yatırımcısı eğer daha önce imzalamış olduğu sözleşmeyi uzatmak ister ise yararlanma bedelini peşin veya taksitle ödeyebilir. Taksit ile ödemenin talep edilmesi halinde yararlanma bedeli biri peşin olmak üzere dört eşit taksitle ve birer yıllık dilimler halinde, taksitlere kanuni faiz uygulanarak öder.

Tesislerin yenilenmesi halinde yararlanma bedelinin ödemesi; turizm yatırımcısı tarafından yeni sözleşme tarihinden itibaren en fazla dört yıl içersinde turizm tesisinin tamamının yıkılarak yeniden inşa edilmesinin taahhüt edilmesi ve aynı süre içersinde Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm işletme belgesi alınması halinde, peşin ödemede yararlanma bedelinin yüzde yirmi beşi, taksitli ödemelerde ise son taksiti turizm işletme belgesi alınmasını müteakip yatırımcının sözleşmesinden doğan mevcut veya ileride doğacak borçlarına mahsup edilir.

Turizm yatırımcısı eğer daha önce sözleşme imzaladığı ve kullanım hakkını aldığı yeri satın almak ister ise, turizm amaçlı kullanmak koşuluyla satın alabilir. Satın alma aşamasında satış bedeli, taşınmazın zeminin rayiç değeri ile üzerindeki yapı, bina ve tesislerin Hazineye geçmesi gereken kısmının enkaz bedeli üzerinden tespit edilir. Ancak, yatırımcı tarafından satış işleminin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde tesisin tamamının yıkılıp yeniden inşa edilmesinin taahhüt edilmesi halinde satış bedeline yüzde yirmi beş oranında indirim uygulanır. Süresi içersinde tesisin yenilenmemesi halinde ise satış bedeline yapılan indirim satış tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Satın almada satış bedeli yukarıda ifade edildiği gibi belirlendikten sonra ödemesi, peşin veya en az yüzde otuzu peşin, kalanı beş yılda, on taksitle ve kanuni faizi ile birlikte taksitle de ödenebilir. Satışı gerçekleştirilen taşınmazların tapu kütüğüne taşınmazın turizm amacı dışında kullanılamayacağına ilişkin belirtme konulur.

Tavsiyelerimiz;

  • Turizm yatırımı tahsisli kamu arazisi üzerinde olan firmaların ilk tahsis sözleşmesinde yer alan şartlardan daha fazla yaptıkları inşaatlar, imar barışından yararlanılması şartıyla sözleşme kapsamına alınıp, sözleşmeyi ihlal eden unsurlar kapsamından çıkartılacaktır. İşletmeler tahsisli arazilerinde bu tür izinsiz yapılmış inşaatlar mevcut ise imar barışından faydalanmaları yerinde olacaktır.
  • Turizm yatırımı tahsisli kamu arazisi üzerinde olan firmaların torba yasanın öngördüğü kiradan tahsise geçme, tahsis/kira süresini uzatma, satın alma, peşin/taksitli ödeme ve torba yasa ve yönetmeliğin diğer seçenekleri için rasyonel karar verebilmek adına kurumsal finansman konusunda profesyonel hizmet alıp bu konuyu hassas hesaplama ve objektif tahminlere dayalı rapora bağlatmaları faydalı olacaktır.

 

ORİON BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş.

 

 

 

 

 

The post Turizm Yatırımlarında Kamu Arazilerinin Tahsisine İlişkin Son Düzenleme appeared first on .

]]>
Türkiye İhracatçılar Meclisi https://oriondenetim.com/turkiye-ihracatcilar-meclisi/ Thu, 19 Sep 2019 21:53:00 +0000 http://oriondenetim.com/?p=582 TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ, İHRACATÇILAR BİRLİKLERİ VE YENİ BİR TEŞEBBÜS OLAN TÜRKİYE TİCARET MERKEZLERİ Türkiye’de ihracat yaparak ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracatçıları örgütlendirmek, işbirliğini geliştirmek ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamak suretiyle 1993 yılında Türkiye İhracatçılar Meclisi kurulmuştur. … Daha Fazlasını Oku

The post Türkiye İhracatçılar Meclisi appeared first on .

]]>
TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ, İHRACATÇILAR BİRLİKLERİ VE YENİ BİR TEŞEBBÜS OLAN TÜRKİYE TİCARET MERKEZLERİ

Türkiye’de ihracat yaparak ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracatçıları örgütlendirmek, işbirliğini geliştirmek ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamak suretiyle 1993 yılında Türkiye İhracatçılar Meclisi kurulmuştur. Türkiye İhracatçılar Meclisi, kendisine bağlı 13 İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği ile 60 İhracatçı Birliği, ve bunlara kayıtlı yurt genelinde 67.000’i aşkın ihracatçı firmanın çatı kuruluşu olarak Türkiye’de ihracatın en üst özel sektör temsilcisi konumundadır.

5910 sayılı kanuna göre TİM’in görevleri; birliklerin koordinasyonunu sağlamak, ihracatçıların sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalarda bulunmak, dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesine yardımcı olacak çalışmalar yapmak ve ihracatçıları en üst düzeyde temsil etmek üzere, ihracatçı birliklerinin üst kuruluşu olarak Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmektir. İhracatçılar birliğinin görevleri de TİM’in sorumluluklarına paralel olarak ihracatı arttırmak, ihracatçılar arasında mesleki ahlak ile dayanışmayı sağlamak, üyelerinin menfaatleri çerçevesinde koruyucu ve geliştirici çalışmalar yapmak ve dış ticaretin ülke menfaatine uygun olarak gelişmesini sağlamaktır.

TİM, Türkiye’de herhangi bir yerde birlik kurmak istediğinde bunu bağlı bulunduğu Dış Ticaret Müsteşarlığına bildirir, müsteşarlık uygun görmesi durumunda birlik kurma teklifi Ticaret Bakanlığı’nın onayına sunulur. Ticaret Bakanlığı’nın onay vermesi durumunda birlik kurulmuş olur. Kurulan birlik Bakanlığın ilgili tebliği Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra tüzel kişilik kazanır.

Türkiye İhracatçılar BirlikleriÜlkemizde ihracat yapan bütün gerçek ve tüzel kişiler bölgelerinde bulunan ihracatçılar birliklerine üye olmak ve birlik kanunda belirtilen ödemeleri yapmak zorundadırlar. Birliklerden birine üye olan ihracatçı, diğer birliklerin iştigal alanına giren maddeleri üyelik şartı aranmaksızın ihraç edebilir. İhracatçılar, ihracatçılar birliklerine üye olmaz ve gerekli ödemeleri düzenli yapmazlar ise ihracat işlemleri sırasında Gümrük idarelerince gümrük beyannamelerinin onaylanmasında birlik onayını almaları gerekecektir.

Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçılar Birliklerinin çalışmalarının başarılı sonuçlara ulaşması amacıyla TİM ve Birlikler bünyesinde sektör kurulları ve sektörler konseyi kurulur. Kurulan kurul ve konseyde dış ticaretin ülke menfaatlerine uygun olarak geliştirilmesine yönelik kararlar alınıp uygulanmaktadır. TİM ve Birliğin çalışmalarında büyük öneme sahip olan sektör kurulları ve sektörler konseyi, TİM ve Birlik çatısı altında ayrı olarak kurulmaktadır. Sektör Kurulu, Birliklerin bünyesinde, Sektörler Konseyi, TİM bünyesinde kurulmaktadır.

TİM, 2023 ihracat stratejisi hedeflerini gerçekleştirebilmek, değişen rekabet koşullarına ve ihtiyaca uygun olarak ihracatın gelişmesine olanak sağlamak amacıyla ihracatçılar birliklerini kurmanın yanında Türkiye Ticaret Merkezleri projesi ile TİM A.Ş. bünyesinde yurt dışında belirli noktalara ticaret merkezleri açmaktadır. Türkiye Ticaret Merkezleri projesi 2017 yılı içersinde ilk kez hayata geçirilmiştir. Bu noktada Türkiye Ticaret Merkezleri projesi ülkemiz adına hedeflenen ihracat rakamlarına ulaşma noktasında önemli bir misyon edinmektedir.

Türkiye Ticaret Merkezleri, İşbirliği Kuruluşlarının üyelerinden gelen talepler doğrultusunda mağaza/ofis/depo/showroom birimlerini bulunduran, içersinde yer alan firmalara hukuki, mali ve danışmanlık hizmetlerinin sunulduğu merkezlerdir. Proje kapsamında, Türkiye Ticaret Merkezleri’nin kira, istihdam, dekorasyon/kurulum ve tanıtım harcamaları desteklenmektedir. Destek oranı, Ticaret Bakanlığımızca belirlenen Hedef ve Öncelikli ülkelerde %75, diğer ülkelerde %60 oranındadır. Destek süresi 5 yıl olup üstün performans gösteren Türkiye Ticaret Merkezlerine ilave 5 yıl destek verilebilecektir.

Türkiye Ticaret Merkezleri bu destek mekanizması ile yurtdışında tek başına birim açma imkanı olmayan şirketlerimize sunulan ofis/depo/showroom alanlarıyla şirketlerimizin yurtdışı pazarlara girişine yardımcı olacak bürokrasi, yüksek maliyetler, güvenlik sorunları vb. nedenlerle pazara girişin zor olduğu noktalara ulaşma imkanı sağlayan bir inkübasyon görevi görmektedir. Böylelikle bilhassa yurtdışı pazarlara açılmakta zorluk çeken orta ve küçük ölçekli firmaların da uluslararası pazarlara erişimi kolaylaşmaktadır.

timTİM Tanıtım Organizasyon İç ve Dış Ticaret A.Ş (TİM A.Ş), TİM bünyesinde Ticaret Bakanlığı onayı ile 2010/6 sayılı tebliğin yürütülmesi amacı ile kurulmuş olan, yurtdışında ülkemizi doğru şekilde temsil ederek “Türkiye” markası oluşumuna destek olacak Türkiye Ticaret Merkezlerinin oluşturulması vizyonunu gerçekleştirecek bir anonim şirkettir.

TİM A.Ş.’nin görevi, “Türkiye Ticaret Merkezleri Projesi” kapsamında yurt dışında gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ve mal ticareti yapmak amacıyla yurt dışında açılan birimlere ilişkin kira giderleri ile “Türkiye Ticaret Merkezleri”’ne ilişkin giderlerin bir kısmının “Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu”’ndan gerçekleştirilen tanıtım, marka tescil giderleri ve mal ticareti yapmak amacıyla yurt dışında açılan birimlere ilişkin kira giderleri ile “Türkiye Ticaret Merkezleri”’ne ilişkin giderlerin bir kısmının “Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonun”’ndan (DFİF) karşılanması işlemlerinin tüm aşamalarda uygulama ve yönetimini sağlamaktır.

TİM A.Ş. yurtdışında şirket kurmak, bu şirketler aracılığı ile uygun lokasyonlarda kiralama/satın alma yöntemleri ile “Türkiye Ticaret Merkezleri” kurmak, bu merkezlerin işletim ve lojistik yönetimini gerçekleştirmek, istihdam, tanıtım, proje ve destek aşamalarını takip etmek ve “Türkiye Ticaret Merkezleri” için devlet destek işlemlerinin başvuru sürecini ve bu sürecin sonuçlandırılmasını tanımlamakla yükümlüdür.

MUTLU YILDIRIM

YMM-BAĞIMSIZ DENETÇİ

ORİON BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş.

İletişim: 0242 244 88 00

Mail: oriondenetim@hotmail.com

The post Türkiye İhracatçılar Meclisi appeared first on .

]]>
İmha olunan malların girdi KDV’si ve sorumluları https://oriondenetim.com/imha-olunan-mallarin-girdi-kdvsi-ve-sorumlulari/ Tue, 17 Sep 2019 09:02:38 +0000 http://oriondenetim.com/?p=564 Geçen ay, 05.12.2009 günlü Resmi Gazete’de, Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 113 seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile “Kullanım Süresi Geçen Veya Kullanılamayacak Hale Gelen Mallara İlişkin Yüklenilecek KDV” başlığı altında, bu konuda bir düzenleme yapıldı. Bu yazımızda, özellikle ilaç … Daha Fazlasını Oku

The post İmha olunan malların girdi KDV’si ve sorumluları appeared first on .

]]>
Geçen ay, 05.12.2009 günlü Resmi Gazete’de, Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 113 seri No’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile “Kullanım Süresi Geçen Veya Kullanılamayacak Hale Gelen Mallara İlişkin Yüklenilecek KDV” başlığı altında, bu konuda bir düzenleme yapıldı.
Bu yazımızda, özellikle ilaç ve gıda sektörünü yakından ilgilendiren bu tebliğ açıklamasını irdelemek istiyoruz.
Maliye Bakanlığı bu düzenlemesinde, Gelir İdaresi Başkanlığı’na intikal eden olaylardan bu konuda tereddüde düşüldüğünün anlaşıldığı gerekçesi ile özetle şu açıklama yer almıştır.
“Mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak stoklarında mevcut olan ancak kullanım süresi geçen veya bir başka nedenle kullanılamayacak durumda olan malların, ilgili mevzuat uyarınca teşkil edilen resmi komisyonlar veya Takdir Komisyonu huzurunda imha edilmesi durumunda, KDV Kanunu’nun (30/c) maddesi hükmü uyarınca, kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen mallar, zayi olan mal mahiyetinde olduğundan, mükelleflerce bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılması da mümkün bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, zayi olan mallara ait yüklenilen ve daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin, imha tarihini kapsayan vergilendirme dönemine ait 1 No’lu KDV beyannamesinin “İlave Edilecek KDV” satırına dahil edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekmektedir.”
Maliye Bakanlığı’nın bu düzenlemesi özellikle anılan sektörlerde çok büyük sıkıntılara yol açmıştır.
Aslında uygulamada, bakanlığın belirttiği gibi bir tereddüt yoktu. Çünkü bu konuda idari görüş, çeşitli illerin Maliye Bakanlığı, defterdarlıkları, vergi dairesi başkanlıkları tarafından verilen aynı yöndeki özelgelerle açıklığa kavuşturulmuştu. Bakanlık, bildiğimiz kadarıyla 2002’de verdiği görüşten bu yana, aynı yönde başkaca özelgeler de vermişti. Bu özelgelerin hepsinde özetle, “Kullanım süresi geçen veya bir başka biçimde kullanılamayacak hale gelen ve imha edilen malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür” denilmekteydi.
Aslında uygulamada değil de galiba bakanlıkta oluşan tereddüt sonucu oluşan bu görüş değişikliğinin gerekçesinde herhangi bir yasa değişikliği de yoktur. Bakanlığın ve taşra teşkilatının özelgelerini oluşturduğu yasa hükmü, bu defa aksi yoruma dayanak oluşturmuştur.
Üstelik önceki görüş yargı tarafından da benimsenmiş görüştü. Danıştay 9. Dairesi E. 2002/3313 K.2004/4389 sayılı kararı ile “kullanım süresi geçtiği için takdir komisyonu kararı ile değeri (0) olarak belirlenen ve vergi idaresinin bilgi ve gözetiminde imha olunan ilaçların girdileri için ödenen KDV’nin KDVK’nın 30/c maddesi uyarınca zayi olan mallar için yüklenilen KDV olarak yorumlanamayacağına ve dolayısıyla indirilebileceğine” karar vermişti.
Bu yazımda bu görüşlerden hangisinin doğru olduğundan çok (bu konuyu bir başka yazıma bırakıyorum), görüş değişikliğinin bizzat kendisinin üzerinde durmak istiyorum.
Üç-beş yıl sonra aynı yasa hükmünün nasıl yorumlanacağının garantisinin olmadığı da böylece anlaşılmıştır. Bu şekilde görüş değişiklikleri hukuk güvenliğini ve hukuki istikrar ilkelerini açıkça zedelemekte, mükellefler giderek önlerini daha göremez hale gelmektedir.
Üstelik bakanlık bu görüş değişikliğini, daha doğrusu mükellefler için bağlayıcı tarzda yaptığı bu açıklamayı, tarh zamanaşımı süresince geri götürmüş ve pek çok şirketten daha önceki imha tarihleri itibariyle KDV beyannamelerini düzeltmelerini istemiştir. Şirketler de bu konuda incelenme riski altına girmiştir.
Pek çok şirket, yargı yoluna gitmeyi tercih etmezse, bu düzeltmeyi yapacak ve hiç yoktan, yüklü bir gecikme faizi ödeyecektir. Özelge almış olanlar ile pişmanlık talepli müracaat edenler ceza riski ile karşılaşmayacaklarsa da ihtirazi kayıtla beyanname verenler pişmanlık talep edemeyecekleri için (çünkü içtihatlarda benimsenen ağırlıklı görüş, pişmanlık ile ihtirazi kaydın bir arada olamayacağı yönündedir) ceza riski de taşıyacaklardır.
Gecikme faizinin oranının fahişliği, enflasyon ve piyasa faiz hadlerine nazaran yüksekliği ise zaten herkesçe bilinmektedir. Üstelik bu ödenen faiz gider de yazılamayacaktır.
Ticaret şirketlerinde bu derece yüksek zararlar yaratmaya hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi, bu davranışlar aynı zamanda girişimciliği zedeler, yabancı sermayeyi ürkütür.
Eğer bakanlık, bu görüşü benimsiyorsa, gözden geçirmeyecekse, hiç olmazsa bu görüşün bundan sonrası için uygulamaya esas alınacağını açıklamalı, geçmişi karıştırmamalıdır.
Eğer geçmiş gözden geçirilecek, şirketlerin KDV beyanlarını düzeltmeleri istenecekse, o halde bu özelgelerle uygulamayı yanlış yönlendiren veya yazdığı kitap yahut makalelerle bakanlık görüşü şeklindeki açıklamaları ile uygulamacıları yanıltanlar hakkında da işlem yapılması ve sonuçlarının kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.
Eğer eski görüş yanlış, yeni görüş doğru ise bu kişiler, şirketlerin yüksek gecikme faizi ve/veya ceza gibi mali yükümlülüklerle karşı karşıya kalmalarının ve yine şirketlerin yeni görüşe göre yarattığı Hazine zararının sorumlusu durumundadırlar.
Aksi halde bürokrasi, aynı yasa maddesine dilediğince yorum yapmaya ve sonra dilediğince görüş değiştirerek herkesi borçlu duruma düşürmeye, hukuk adına devam edecektir. Bumin Doğrusöz

The post İmha olunan malların girdi KDV’si ve sorumluları appeared first on .

]]>
Vergi borcundan dolayı ücretin en çok üçte biri haczedilebilir https://oriondenetim.com/vergi-borcundan-dolayi-ucretin-en-cok-ucte-biri-haczedilebilir/ Tue, 17 Sep 2019 09:01:56 +0000 http://oriondenetim.com/?p=562 Soru: Şehir içinde taşımacılık yapan bir arabam var (halk otobüsü). Ayrıca özel bir şirkette çalışıyorum. Gelir Vergisi ödemesini bir müddet geciktirmiştim. Ve maaşımın tümüne vergi dairesi tarafından bloke konuldu. Böyle bir yetkileri var mı? Var ise maaşımın kaçta kaçına el … Daha Fazlasını Oku

The post Vergi borcundan dolayı ücretin en çok üçte biri haczedilebilir appeared first on .

]]>
Soru: Şehir içinde taşımacılık yapan bir arabam var (halk otobüsü). Ayrıca özel bir şirkette çalışıyorum. Gelir Vergisi ödemesini bir müddet geciktirmiştim. Ve maaşımın tümüne vergi dairesi tarafından bloke konuldu. Böyle bir yetkileri var mı? Var ise maaşımın kaçta kaçına el koyma ihtimalleri var?

Cevap: Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 71’inci maddesinde, ücretler kısmen haczedilecek gelirler arasında sayılmıştır. Kısmen haczedilecek gelirlerin haczedilecek miktarının, bunların üçte birinden çok, dörtte birinden az olamayacağı, asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlasının haczedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Süresinde ödemediğiniz Gelir Vergisi borcundan dolayı ücretinizin tamamına el konamaz. En çok üçte birine haciz gelebilir.

Kıdem tazminatının tavan tutarı 2.427 TL’dir

Soru: Çalışan bir personelimizin maaşı brüt 5.000 TL, çalışma süresi 1 yıl 4 gün. Bu kişiye ne kadar kıdem tazminatı ödeyeceğiz? Ödeyeceğimiz kıdem tazminatının muhasebeleştirilmesinin nasıl olması gerekir? Kıdem tazminatı tavanını dikkate alacak mıyız?

Cevap: 30 Haziran 2010 tarihine kadarki uygulamada kıdem tazminatının tavan tutarı 2.427.03 TL’dir. Personelinize bir yıllık çalışması karşılığı ödeyeceğiniz kıdem tazminatı 2.427.03 TL’dir. 4 gün içinde 26.97 TL olmak üzere toplam 2.454 TL ödemeniz gerekiyor. Bu ödemeden sadece binde 6.6 oranında Damga Vergisi kesintisi yapacaksınız. Kıdem tazminatının muhasebeleştirilmesinin ücret ödemelerinden farkı yok. Ödediğiniz tazminatı ücret ödemeleri gibi muhasebeleştireceksiniz. EKREM SARISU / Posta

The post Vergi borcundan dolayı ücretin en çok üçte biri haczedilebilir appeared first on .

]]>